Kürtler
Antik kaynaklarda Kardu, Kordu, Gordy adlarıyla anılan kavim Cizre yakınındaki Kürd Dağının (Cudi Dağı) kuzeyinde, bugünkü Şırnak ilinin Merkez ve Güçlükonak ilçeleriyle belki Beytüşşebap ve Hakkari yörelerinde yaşamaktaydı. MÖ 1. yüz yılda kısa bir süre Ermeni krallarına boyun eğmiş, Romalılarla bir
dönem ittifak etmiş, fakat yazılı tarihte bundan başka fazlaca iz bırakmamıştı. MS 10. yüzyıldan önce kendi anayurtları dışında etkinlik gösterdiklerine dair elde ciddi bir veri bulunmaz.
İslam kaynaklarında bir kavim adı olarak Kürtlerden söz edilen ilk olay, yanılmıyorsak, Musul'un Hamdani emiri Abdullah'ın kenti tehdit eden Kürtlere karşı 913-914'te açtığı
seferdir. 'Kürt' adıyla ün kazanan ilk20 önemli siyasi oluşumu 978 dolayında Bad b. Dostık veya Dustak kurdu.21 Hizan ile Şirvan arasındaki dağlarda aşiret reisi olduğu anlaşılan Bad, dostluk, zorbalık ve evlilik yoluyla bölgedeki Kürt aşiretlerini bir araya getirdi. Hamdaniler adına Ahlat ve Malazgirt tarafına akınlar düzenledi. Hamdanilere karşı Deylemli Büveyhilerle bir oldu; sonra Büveyhilere de isyan edip Miyafarkin'e (Silvan) yerleşti; emirliğini ilan edip sikke bastı. Bizans yardımıyla 983'te Musul'u, ardından Amid (Diyarbakır), Hasankeyf ve Nusaybin'i ele geçirdi. Böylece bugün Türkiye, Irak ve Suriye Kürdistan'ı olan topraklar tarihte ilk - ve şimdilik son - kez ayrı bir devlet olarak birleştirilmiş oldu. Bad'ın ölümünden sonra kaynı veya damadı Mervan'ın adıyla Mervani adını alan beylik 1005/1010 ile 1061 arasında hüküm süren Nasrüddevle zamanında altın çağını yaşadı. Tuğrul Bey'in akınlarına boyun eğdi; 1 095'te sona erdi. Dönemin kapsamlı tarihini kaleme alan Cizreli İbnü'l-Esir Mervani beyliğinden 'Kürtler' olarak söz eder.23 Kendi hüküm alanlarına 'Kürdistan' adını verdiklerini Urfalı
Svyatoslav Orta Asyadan gelen doğu-batı ticaretini kontrol etmek istemiş ve bu uğurda Volga Bulgarları ve Hazarlarla, daha sonra da yeni bir göç dalgasının başını çeken Peçeneklerle savaşa tutuşmuştu. Svyatoslav'un Peçenekler tarafından öldürülmesinin (972) ardından patlayan kardeş kavgasını 978 yılında Vladimir kazanmıştı.
Abid zatlardan Abdullah el-Umert, İmam Malik'e mektup yazarak insanlardan kopmaya, ibadete yoğunlaşmaya ve ilimle meşguliyetten uzaklaşmaya teşvik eder. İmam Malik ona cevaben şunu yazar: "Allah Teala nzıklan taksim ettiği gibi amelleri de taksim etmiştir. Bazı insanların gönlünün inşirahı namazla olurken oruçla olmaz. Bazısınınki de oruçta olmaz da sadakada olur. Bir başkasınınki de namazda olmaz da cihadda olur. İlmi yaymak ve öğretmek ise en hayırlı amellerdendir. Ben Allah'ın bana gönül inşirahı verdiği bu işten hoşnudum. Benim yaptığım işin sizin yaptığınızdan daha aşağıda olduğunu düşünmüyorum. Her birimizin kendi işinde hayır ve iyilik üzere bulunduğunu düşünüyorum. Bu nedenle her ikimizin de kendisine taksim edilmiş işe razı olması gerekir." İbn Kudame el-Makdisi, Muhtasaru Minhaci'l-Kasid!n, thk. Şuayb el-Arnaüt, Abdulkadir el-Arnaüt, Dımaşk (Mektebetu Dari'l-Beyan), 1 978. s. 46 dipnot.