“O, sizi bir tek candan yaratandır. Sizin bir karar kılma yeriniz, bir de emanet bırakılma yeriniz var. Biz anlayan bir toplum için âyetleri ayrı ayrı açıklamışızdır.”
Yüzde 98'i okuma yazma bilmeyen halk, Cumhuriyet'in Harf Devrimi yüzünden bir gecede cahil konumuna düşürülmüş; medreseler, tekke ve zaviyeler kapatılmış (ki doğrudur! Ama neden?), camiler kapatılmış (yalandır), depo (kısmen doğrudur) ve ahır (yalan ve iftiradır) yapılmış... Bereket, camilerin meyhane ve kerhane yapıldığını ileri sürecek kadar vicdansız ve akılsız değiller.
Bu kitapta anlatılan, tek suçu şehit olduğunda cephe ötesinde, düşman işgali altındaki sahada kalmış olmak olan, bu nedenle listelere "kayıp" şeklinde kaydedilen ve 98 senedir firari muamelesi gören 8.640 aslanın öyküsüdür. Sakarya boyunda vatana eklenen yaklaşık 13.000 Mehmet'ten beş yılda ulaşabildiğimiz 4.000'inin "bizi unutmayın" çağrısıdır.
Bu kitap aynı zamanda Sakarya Meydan Muharebesi'ni, hatta Milli Mücadele'nin tamamını önemsizleştirme gayretindeki günümüz Ali Kemal'lerine sahadan, gerçek delillerle verilen cevaptır.
“6-7 yaşlarındayken, ailecek Fukaraperver Cemiyeti’nin düzenlediği toplu sünnet törenine gittiler. Cemiyet, sünnet eğlencesine bir tiyatro topluluğu çağırmıştı. Hem de ‘Sultan Hamid’i bile güldüren adam’ diye ünlenen, tuluat ustası, namıdiğer Komik-i Şehir Naşid Bey’in topluluğunu. Yeşilçam’ın Hafize Ana’sı Adile Naşit’in babası olan Naşid Bey, gülmekten herkesi kırıp geçirdikten sonra perdeyi kapayıp gitti ama kendisini hayran hayran izleyen bir çocuğun hayatını değiştirdiğinin farkında bile değildi.
’İşte bana ne olduysa o perde kapandıktan sonra oldu. Benim içimde müthiş bir heyecan ve merak başladı. Perde açıldığında, yalancıktan yaptıklarımı biliyordum. Şimdi perde kapandı ve gerçek hayatları başladı. ‘Acaba bu perdenin arkasında ne var?’ İşte bu laf, ileriki yıllarda beni oyuncu yaptı.’”
“Kendi dâhil, herkesten sıyrılmasıdır; insanın kendi farkına varması. Sonra fark etti ki; olmak kadar olmamak, yapmak kadar yapmamak, kalmak kadar kalmamak, sevmek kadar sevmemek ve hatta sevilmemek de normaldi.”