nebiyan dağı çetesi ve bölgedeki türklere yaptıkları zulümler
Nebiyan Rum eşkıyasının en büyük katliamı Çağşur ve Kuşça Köyü baskınlarıdır. 5 Kasım 1916'da meydana gelen bu olaylar kalabalık Rum çetelerinin ilk toplu katliamıdır. Çağşur Köyü, Nebiyan'daki Rum köyleri arasında kalmış, 150 haneli bir Türk köyü idi. Rum, çeteleri aynı gün bu köyü ve Kuşça Köyü'nü basarak tamamen yaktılar ve halkını katlettiler. Toplam ölü miktarı 367 olup, ancak o anda köyde bulunmayanıar kurtulabilmişlerdi. Nebiyan dağının güneyinde bulunan 13 Türk köyüne ise çeteler fazla zarar verememişlerdi. Bu köylerde 998 hane ve 6000'e yakın nüfus bulunuyordu. Fakat çetelerin tecavüzünden kurtulamayan Çağşur, Kuşça, Kocahüseyinderesi, MeIikalan, Türkmenler, Konakçımermer, Konukyat Karacayörük, Alaylı, Üçpınar, Kıran köyleri tamamen Düzköy, Ağıalan, Güzalan, Gökalan, Yeğinalan, Kırvanlık, Eğdir, Ledros, Lengerli, Boyalı, Çinili, Terzili, Köseli köyleri de kısmen yakılarak tahrib oImuşlardır. Temmuz 1914-Aralık 1920 tarihleri arasında Nebiyan Rum eşkıyası 110 hadisenin faili olmuşlardır. Bafra Adliye kayıtlarına intikal eden olayların tasnifinden 37 şekavet, 21 şakiye yataklık, 6 yol kesme, 13 yaralama, 7 hırsızlık, 25 gasb, 1 para için adam kaçırma olayları görülmektedir; tamamen tespit edilememekle beraber Nebiyan eşkıyasının yaptığı katı sayısı Çağşur ve Kuşça cinayetleri, Bafra civarı çetelerinin vukuatı dikkate alınarak 534'ü bulmaktadır. Jandarma takibinde kalıp, Adliye kayıtlarına geçmeyen 97 olayda ise, 33 cinayet, 8 yaralama, 4 yangın ve yağma, 48 gasb, 2 yol kesme, 1 asarak idam ve 1 ırza geçme görülmektedir. Haziran 1922'ye kadar çetelerin yaptıkları toplu baskın, yangın ve cinayetlerde halktan 50 kişi öldürülmüş, 13 kişi yaralanmış, tespit edilebilen 450 sığır, koyun, yük hayvanı, miktarı belirlenemeyen zahire gasbedilmişti. Ayrıca 52 ev, 4
Sayfa 79·Kitabı okudu
Yerküre’nin dönme hızı, ekvatorda saatte 1.600 kilometrenin biraz üstündeyken, kutuplarda sıfıra iner. Londra'da bu hız, saatte 998 kilometredir.
Astrofizik
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
956 yaşındaki 'Mutlu Olmanın Bilgisi'nden yayılan ışık.
"A:35-850: Her işte hiddet gösterenler,/ İçkiye düşkünler veya çalıp çırpanlar." "A:35-851: Bu gibi kişiler yaramaz bana;/ İşte bunları açıkça saydım sana." "B:83-998: Ay-Toldı dedi ki: Sözün yeri sırdır;/ Söz ona bölünür fakat biri söylenmelidir." "B:83-999: Biri söylenebilir, dokuzu yasaktır;/ Yasak sözler aslında hep fenadır."
Alıntı
Kuran’ın yazıya geçirilmesi
islam ulemasının genel kanaatine göre Kur'an Hz. Peygamber döneminde derlenmemiştir. Bu konuda Zeyd b. Sabit'ten, “Rasülullah, vefat ettiği zaman Kur'an herhangi bir şekilde cem edilmiş değildi" mealinde bir söz nakledilmiş, Hattâbi (ö. 388/998) de hükümlerin neshe konu olabileceği düşüncesiyle Hz. Peygamber'in Kur'an vahyini mushaf haline getirmediğini, Hz. Peygamber vefat ettikten sonra bu işin Allah tarafından râşid halifelere ilham edildiğini, Hz. Peygamber vefat ettiğinde Kur'an'ın yazıyla tespit edilmiş halde olduğunu, ancak belli bir yerde derli toplu ve süre düzeni belirlenmiş halde bulunmadığını belirtmiştir. Hz. Peygamber'in sağlığında Kur'an'ın derli toplu halde bulunmamasının sebebiyle ilgili olarak, vahyin nüzulünün devam etmesi, Kur'an metninin nihai şeklinin belirlenmeme-si, vahyin sona ermesi ile Hz. Peygamber'in vefatı arasındaki sürenin Kur'an vahyinin derlenmesine imkân verecek kadar uzun olmaması, Hz. Peygamber hayatta iken vahyin kaybolması yönünde bir problemin ortaya çıkmaması gibi faktörlerden de söz edilmiştir.
Din
Ebu Süleyman el-Hattabi (ö. 388/998]' şöyle demiştir: "Hadis, konunun uzmanlarınca sahih, hasen ve zayıf şeklinde üç kısma ayrılır. Hasen, kaynağı bilinen ve ravileri meşhur olan hadistir. Hadislerin çoğu böyledir. Haseni birçok âlim kabul etmiş, fakihlerin geneli de delil olarak kullanmıştır." Hattabî'nin ifadesi bu şekildedir. Ebû İsa et-Tirmizî hasen ifadesiyle şunu kastettiğini söyler: "İsnsdında müttehem birinin bulunmadığı, şaz olmayan ve bir başka tarikten benzeri rivayet edilen hadistir."
Sayfa 60·Kitabı okudu
998-Ebû Musa el Eş'ari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Kur'an okuyan mümin turunç gibidir. Kokusu da güzeldir, tadı da güzeldir. Kur'an okumayan mümin hurma gibidir. Kokusu yoktur, tadı güzeldir. Kur'an okuyan münafık reyhan gibidir. Kokusu güzel, tadı acıdır. Kur'an okumayan münafık ise ebucehil karpuzu gibidir. Kokusu yoktur, tadı da acıdır."
Sayfa 225 - (Buhârî ve Müslim)·Kitabı okuyor