“Bauman: Anlamsızlık, Homo sapiens için katlanılmaz bir durumdur. Dolayısıyla insan yaşamı durmadan bu dehşet verici boşluğun içini doldurmaya, ‘yaşamı anlamlı kılmaya çalışmakla’ ya da bunun yerine yaşamın varoluşsal anlamsızlığını unutmaya ya da bu anlamsızlığı bastırmaya, alakasız ilan etmeye, önemsizleştirmeye ya da bir süreliğine rafa kaldırmaya yönelik çabaya geçer; kısacası, insan yaşamı kişinin ölümlülük farkındalığı ile yaşamasını katlanabilir ve yaşanabilir kılma çabasıdır. Aralıksız devam eden bu çabaya biz ‘kültür’ diyoruz.”
"Antikçağın Aydınlanma döneminde Tanrıların İnsan gibi tasarlanmaları eleştirilmiştir. Örneğin, Kolofonlu Ksenophanes [M.Ö. 570-480] şöyle söyler:
Hepsini Tanrılara yüklediler Homeros ile Hesiodos / Ne kadar ayıp ve kusur varsa İnsanlar yanında / Çalma, zina etme ve birbirini kandırma / Fakat ölümlüler doğduğunu sanıyor Tanrıların / Ve kendileri gibi giyimleri, sesleri ve şekilleri olduğunu / Elleri olsaydı öküzlerin, atların ve aslanların / Yahut resim ve iş yapabilselerdi elle İnsan gibi / Atlar atlara, öküzler öküzlere benzer / Tanrı tasvirleri çizerler ve vücutlar yaparlardı / Her biri kendinin şekli nasılsa ona göre.
Bu eleştiri, bir tek Tanrı anlayışına dayandırılmaktadır:
Oysa ölümlüler vehmediyor Tanrıların doğduğuna / Kendileri gibi giysileri, sesleri ve kişilikleri olduğuna / Habeşliler kendi tanrılarını basık burunlu ve kara / Trakyalılar ise gökyüzü ve kızıl saçlı olduklarını sanmakta / Tanrılar İnsanlar arasında en ulu / Tek bir Tanrı hüküm sürer / Ne dış görünüşü ne düşünüşü ölümlülere benzer / Bütünüyle görür o, bütünüyle düşünür ve duyar o. / Ruhun düşünce gücüyle evrenin devamına neden oluverir kolayca / Kalır kımıldamadan hep aynı noktada: / Yakışmaz bir oraya bir buraya gitmek ona."