Anıl Haznedar

Anıl Haznedar
@AHaznedar
İnstagram @haznedaranil
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2019 26. kitabı
“İçimizdeki Şeytan” Hepimiz günah işlemeye meyilliyiz. Çünkü seviyoruz. Çünkü günah olan şeyler zevkli ve duygularımızı tatmin ediyor. Günah kavramının ardında ahlaki bir ikilem vardır. Günah olduğunu bildiğimiz eylemimiz, ahlaki mi yoksa ahlaki olmayan bir nitelik mi taşıyor? Bu sorunsal, bizim vicdanlarımızı ya rahatlatır ya da azab çektirir. Hukuk ahlakında bir karine vardır; bazen sosyal bir eylem suç olarak tanımlanabilir. Bazen de sosyal olmayan bir eylem suç olarak tanımlanmaz. Din ahlakında da bir benzerini görürüz; bazı eylemler günahtır, bazı eylemler ise mekruhtur. Yapıp yapmamak size kalmıştır. Günahların karşılığında, öldükten sonra var olduğuna inanılan cehennemde azap çekersiniz. Günah işlemez iseniz ve iyi bir insan olursanız da cennette ebedi bir huzur sürersiniz. Ama hukuk ahlakında da olsa din ahlakında da olsa asıl sorun vicdanınızdır. İşlediğimiz günahların ve suç oluşturan eylemlerimizin üzerimizde bıraktığı olumsuz etki, vicdanımızın bizi rahat bırakmamasıdır. Hayatın her anı, yaptığımız o icrai hareketin yanlışlığı ile yaşarız. Karşılığını görmemiş, hukukun üstünlüğünden kaçmayı başarmış ve Tanrı’nın cezasının hemen gelmeyeceğinin farkındalığı ile hayatımızı sürerken, o yanlış her zaman orada bir yerde duracak ve kendini size hatırlatacaktır. Bazen en olur olmaz zamanda hatırlatır ve en mutlu anınızı, zehir etmeyi başarır. İçimizdeki Şeytan, bize bunu anlatıyor. Sabahattin Ali hepimizin içindeki şeytanı, elindeki haçla incilden ayetler okuyarak suratımıza su fışkırtan papazlar gibi çıkarmış ve kitabın sayfaları arasına yerleştirmiş. İçinizdeki Şeytan’ı okudunuz mu ya da okuyacak mısınız; güzel, içinizdeki Şeytanı serbest bırakın. Bırakın size her türlü ahlaki ikilemi yaşatsın. Bırakın sizi esir alsın ve içinizden geçen her türlü ahlaksızlığı
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,1bin okunma
Reklam

Anıl Haznedar

, bir kitap okudu
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2019 26. kitabı
Sabahattin Ali
8.2/10 · 209,1bin okunma
10/10
·163 syf.··
Beğendi
·
2019 25. kitabı
“Kürk Mantolu Madonna” Ankara’nın kasvetli bir memuriyet havası vardır. Gittiyseniz hissetmişsinizdir. Nedense beni hep rahatsız etmiştir. Hep dediğime bakmayın, bir kere gittim ve o bir kerede dahi ruhi bir bunalım yaşadım. Neden bilmiyorum ama huzursuz hissettim kendimi. Ankara’nın sokaklarında, diğer şehirlerin aksine daha fazla takım elbiseli insanları yürürken görürsünüz. Yazın sıcakta, kıravatlı gömlekleriyle ceketleri ellerinde intikal ederler evlerinden memuriyet binalarına, oradan da evlerine. Kürk Mantolu Madonna da böyle başlamıştı, ilk sahifelerinde. Sıradan bir hayat yaşayan, hatta biraz da sıradanın üstünde ezilmişliği ile hayatın sona ermesini bekleyen bir memurun hayatını okurken, sayfaları ısrarlı ve istekli bir çevirişle okunan romanlara döndü hikaye. Hikayenin muhteviyatında sürekli aşağılamalara mazur kalan bir insanın, biraz da bizim gözümüzde küçümsenmeye başladığı bir zamanda ona karşı hayranlığa dönüşüyor her şey. Türk kızlarının -kabul edilir ki- gereksiz nazlarının yorgunluğundan sonra yabancı kızların zahmetsiz ulaşılabilirliği ve insanı mutlu eder anlayışları her Türk erkeğini farklı arayışlara iter. Raif, hayalindeki kadının gerilimini bir tabloda hissedince, o tablonun sahibi kadına karşı derin bir tefekkür ve ihtiras hisseder. Kabul edilir ki ecnebi kızlarının çekicilikleri ve cilveli halleri, karşı konulmaz bir duygusal tahrik unsurudur. O tablo.... Kürk Mantolu Madonna tablosu... Raif, adeta aşık olmuştur. Tabloya değil, o tablodaki kadına. Gerçek veya değil. Yaşıyor veya ölmüş. Ne önemi var ki. O tablodaki kadın hayatının aşkı, beklediği ve ona insan olmanın ne demek olduğunu anlatan kadın. Ahhh ah. Vardır böyle kadınlar. Pamuk gibi yumuşak bembeyaz teniyle erkek beynini münasebetsiz hayallerle meşgul eden, diz kapaklarından ayak
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,4bin okunma
10/10
·222 syf.··
Beğendi
·
2019 24. kitabı
“Kuyucaklı Yusuf” Hep bir merakımız vardır ya hani geçmişe dair. Bu Kuyucaklı Yusuf’un hikayesi de insanda geçmişe bir özlem, bir merak uyandırıyor. O günleri yaşamak istiyorsun. Yaşadığın dönemden daha ihtiraslı daha bir rüzgârlı geliyor. Dönemin mert, dediğim dedik, cesur ve korkusuz delikanlısı Yusuf. Doğruları var yanlışlarla götürülmeyen. İdealleri var seviyorum işte var mı diyeceğin türünden. Son yıllarda bizim ülkede çok sık dile getirilen bir cümle var; bu ülkede hiçbir iyilik cezasız kalmaz diye. Evet, bugün bile hala daha geçerli olan bu söz, 1900lerin Kuyucaklı Yusuf’u için de geçerli. Drama Köprüsü türküsünü bilirsiniz. Debreli Hasan gibi, Hekimoğlu gibi, Köroğlu gibi, Battalgazi gibi biri bu Kuyucaklı Yusuf da. Kalleşlik gördü mü dayanamaz varır üzerine. Güçlü de delikanlıdır, vurdu mu yıkar. Bizim yiğitleri yıksa yıksa bir aşk acısı yıkar ya Yusuf’u da böyle bir aşk acısı yıkar. Aynı evde büyüdüğü, kendine bile itiraf edemediği bir aşkın azabıyla Muazzez’in aşkı, acısı yıkacaktır Yusuf’u. 1900lerden bahsediyoruz. Dünya Savaşı zamanları. Ekonomik ve toplumsal koşullar çok çabuk değişiyor. Halimize şükran mı isyan mı etmeli denilen zamanlar. Her şeye tamam diyorum da insanların aç ve yoksulluk içerisinde yaşamasına kesinlikle katlanamıyorum. Yoksulluk kader değildir. Kaderle, dinle falan kandıramazsınız beni. Kuyucaklı Yusuf’ta aslında yoksulluğa düşen bir ailenin yıkılışını, dağılışını adım adım izliyoruz. Bugün de değişen bir şey yok. Birileri milyar dolarlar içinde yüzerken, insanlar karın tokluğuna çalışıyor. Ben buna isyan ederim arkadaş. Ben de Köroğlu gibi Bolu Beyine isyan ederim. Ben de Hekimoğlu gibi Ordu Fatsa bir araya gelse de karşı koyarım. Avaz avaz bağırmak istiyorum. Ne zaman sesiniz çıkacak haksızlıklara? Ne zaman bağırıp defolun artık
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025210,8bin okunma