İlber Ortaylı salt bir tarihçi mi? Hiç sanmıyorum. Elbette her tarihçinin notları olur, okuduğu kitaplardan gördüğü önemli noktaları yazar, araştırır ve anlamaya çalışır. Ama bu kitapta gördüğümüz, tarihi şahsiyetlerin kısa ama öz biyografileri. Anlamlı kılan ise bu biyografilerin Ortaylı'nın defterinden geliyor olması. Evet, Ortaylı oturmuş, yazmış. Kimilerini yakınen tanımış, onlarla tanışma fırsatı bulmuş. Ama yine de yazmış. Kaç kişi, tanıdığı ya da tanımadığı insanların hayat hikayelerini, düşüncelerini, karşılaştıkları zorlukları ve verdikleri kararları oturup bir deftere yazar? Ya da şöyle soralım; bunu kaç tarihçi yapar? Müthiş bir hafızası var bir kere. Karşısına oturup konuştuğunuzda sadece dinleyin. Tarihin o masalsı havası içerisinde sizi alıp götürür, hayallere daldırır. Tarih içerisinde bir isim söyleyin, sanıyorum hakkında birkaç kelam edemeyeceği kimse yoktur. İnsanları zekaya ve bilgiye hayran edebilecek az sayıdaki insanlardandır. Tarihi, kitlelere sevdiren ama en önemlisi ise çocuklarınıza izlettiğiniz takdirde, tarihçi ya da bilgin olma isteğini uyandıran bir kişidir. Toplumda böyle insanlar vardır hani; dinlediğiniz zaman bilgisine, görgüsüne ve çalışma azmine hayranlık duyduğumuz, onlar gibi olmak istediğimiz. Günümüz dünyasında insan yaşamının süreçlerine baktığım zaman, ekranın bu kısmı ile ileriki yaşlarda karşılaştığımız için, içimizde uyanan bu, onu gibi olma istek ve arzusunu gerçekleştirmenin oldukça zor olduğunu hemen fark ediyoruz. Ama yine de o bilme nefsimizi tatmin etme gayesiyle konu dahilinde bireysel birkaç öğrenme çabası içerisine de girmiyor değiliz. Asıl anlatmak istediğim şu; artık bunun farkına varmış bireyler olarak, çocuklarımıza