Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?
Bir ağaç ne kadar ulu, ne kadar güçlü, ne kadar sağlam olursa olsun, onu toprağından çıkaracak olursanız kurur. Bizi toprağımızdan çıkardılar, biz kuruyacağız.
Varsayalım, şöyle, sözgelimi, hava olsun diye azarlayanlar vardır - hava için de yapılabilir; alıştırmak gerekir; korkutmak gerekir; çünkü- aramızda kalsın Varenka- kardeşimiz azarlanmadan iş yapamaz, herkes bir yerlerde iş bulma derdinde, yani, ben şurada şuyum, deme derdinde, işe gelince de yan çiziyorlar. Çünkü bir sürü rütbe var ve her rütbe kesinlikle kendi rütbesine göre bir davranış bekliyor, doğal olarak, sonra da azarlamalar rütbe derecesine göre değişiyor, çünkü eşyanın tabiatı bu! Zaten dünyanın düzeni bu, canım, hepimiz birbirimize hava atıyoruz, hepimiz birini azarlıyoruz.