Freud ve Jung daha önce engellenen, bastırılan veya içe atılmış hayat tecrübeleri parçalarının; kullanılan kelimelerde, davranışlarda, jest ve mimiklerde görülebildiğini gözlemlemişlerdir. Takip eden onlarca yıl terapistler bunun gibi ipuçlarını; dil sürçmeleri, kaza kalıpları veya rüya imgeleri halinde danışanlarının hayatlarının kelimelerle anlatılmaz ve akla gelmez alanlarını aydınlatan habercileri olarak görmüşlerdir.