Düşünün, üç tane elif harfi... Her biri yalnız başına durduğunda mütevazı bir "1" değerinde. Ama kader onları yan yana getirip birleştirdiğinde muhteşem bir dönüşüm yaşanıyor artık karşımızda yüz on bir gibi heybetli bir değer var! Bu ne güzel bir birlik sırrıdır ki, üç küçük harfi böylesine kudretli kılabiliyor...
Gelin bir de dört kardeşin hikayesine bakalım. Tek başlarına olduklarında, evet, dört kere dört mütevazı bir on altı eder. Ama ya kalpler birleşip, omuzlar birbirine değdiğinde? İşte o zaman dörtbin dörtyüz kırkdört gibi göz kamaştıran bir güce dönüşüveriyorlar! Tıpkı bir ormandaki ağaçlar gibi tek başına her biri rüzgarda sallanabilir, ama birbirlerine kök verdiklerinde, en zorlu fırtınalara bile göğüs gerebilirler.
Bu hikmet bize gösteriyor ki, gerçek ihlas ve samimiyetle bir araya gelen on altı fedakar gönül, dört bin yüreğin yapabileceğinden fazlasını başarabilir. Tarih bunun sayısız örneğiyle dolu... Nice küçük ama imanlı topluluklar, kocaman ordulara bedel işler başarmışlar. Çünkü birlik olmuşlar, kardeş olmuşlar, omuz omuza vermişler. İşte bu yüzdendir ki atalarımız hep söylemiş: "Bir elin nesi var, iki elin sesi var." Birlik, dirlik demektir; birlik, bereket demektir; birlik, muhteşem bir güç demektir...