İnsan, yaratılış ağacının en güzel meyvesi, hem en yüceye yakın, hem de en aşağı ile bağlantılı. Kapsayıcı bir varlık o; içinde bütün alemleri barındırıyor ve kalbinde her şeyin tek bir kaynaktan geldiğini anlama potansiyeli saklı. Ancak yüzü, ne yazık ki çokluğa, fani olana, dünyaya dönük. Işte tam da bu noktada devreye "ubudiyet" giriyor. Kulluk, insanın yüzünü geçicilikten kalıcılığa, yaratılmışlardan Yaradan'a çeviriyor. Çokluğun içinde birliği, yolun sonunda başlangıcı görmeyi sağlıyor. Ubudiyet, insanı aslına bağlayan bir kavuşma bağı, yaratılışın başı ile sonu arasında bir bağlantı noktası.Yani insan, hem yüce bir potansiyele sahip, hem de dünyevi tuzaklara düşebilen bir varlık. İbadet ve Allah'a yönelmek ise bu tuzaklardan kurtuluşun, gerçek insan olmanın yolu. Bu yolda ilerleyen insan, yaratılış amacını hatırlar ve potansiyelini en güzel şekilde ortaya koyar.