Bu kitabı okuduğum ilk sefer, "buna mı Nobel vermişler" demiştim. Tamam güzel öykü ama, ee...
Şimdi, Fareler ve İnsanlar'ı ilk okuyuşumun ardından 4 sene sonra affımı istiyorum. Az bile vermişler.
Steinbeck dönemin şartlarını hissettirmeyi başarıyor, pişmanlığı, umudu/umutsuzluğu ve karar alırken ister istemez esinlediğimiz belli başlı parçaları hikayeye iyi serpiştiriyor. Bunu söylemekte fayda var çünkü ben ilk okuduğum zaman bunu anlamamıştım. Farklı öncelikleri olan, farklı farklı insanlar, yolları bir çiftlikte kesişiyor. Biz bunu hikayenin içinde, zamanla anlıyoruz tabi; bizim asıl elemanlar George, ve Lenny adında iki ırgat. Ancak öyle sıradan işçi değil,hayalleri olan ırgatlar onlar. (Devamı tatkaçıran, kısacık kitap zaten, okuyun.)Kitap ilerledilçe, Steinbeck bize hayallerin öyle pek de hayal edildiği gibi olmadığını anlatıyor. Çünkü, ilk olarak George ve Lenny nin büyük bir özrü var, bu handikap başlarına devamlı bela açıyor. İkinci olarak çiftlikte başkaları da var ve bu bizim ikilinin gerçekleşmesi zaten imkansız hayalleri başkalarının hayatlarına karışıyor. Birbirlerinden farklı insanlar, şartların şekillendirdiği insanlar. Güçlü, zayıf, üzgün, mutlu ve yalnız insanlar. Sonrasında, kimi talihsiz olaylarla ortalık karışınca bir karar vermesi gerekiyor. Eğer kaçınılmazsa karşılaşınca ne yapmalı?
John Steinbeck