John Steinbeck'ten okuduğum 4. roman. Daha önceleri Gazap Üzümleri'ni okuduğumda yıllarca aklımda hep o muhteşem roman ve romanın sonunda 'Rozaşarn'ın' o bir tablo gibi kitabı bitirişi gitmiyordu.
Şimdi yine Steinbeck okuyorum. Bu sefer bi Nazi zulmünü görmek için.
Kitabın başında Steinbeck, Nazi komutanı olan Albay Lanser'ı çok güzel betimlemiş. Almanların o kendine has ve emin duruşlarını burada da görmekteyiz. Albay Lanser'ı okurken aklıma 'Soysuzlar Çetesi' filminde Alman komutanın, çiftliği işgal ettikten sonra sanki ezelden beri o çiftliğin sahibi oymuş gibi olan tavrı aklıma geldi. Burada da Albay Lanser aynı tavıra sahip olarak işgal ettiği yerin Belediye Başkanı olan, Başkan Orden'ın karşısına çıkar. Kendinden emin, ve herşeyi başarabilecekleri eda ile.
Kasaba işgal edilir. Her ne kadar bu işgal tamamen çarpışarak alınmamış olsa da kendilerini çok güçlü sanan Almanlar böyle anlamak isterler.
İşgal bittikten sonra Başkan Orden ve Albay Lanser arasında bir anlaşma imzalanması gerekir. Başkan için herşeyin ötesinde Lanser'a sorduğu sorulardan biri; işgal edilirken şehrimde direniş oldu mu sorusudur. Başkan Orden her ne kadar karşılarında bir müfreze birlik görmüş olsa bile halkının çarpışmadan bu kenti verdiğine inanmak istemez. Evet başkanın istediği gibi bir direniş olmasa bile ufak çaplı olabilecek bir karşı koyma olmuştu tabi ki.
Ama burada önemli olan Almanların kendileri yenilmez ve karşı konulmaz sanıp Albay Lanser'ın da dediği gibi 'direnmek çok hüzünlü ve aptalcaydı' tavırları olur.
Burada bence önemli olan bir yer işgal edildikten sonra varolan otoritelerin sadece kendilerini ve hayatlarını düşünmeleri. Tıpkı Başkan Orden gibi işgalden sonra Nazilerle iş birliği içinde görünmek belki de yıllardır yaptığı başkanlık için endişe uyandıracaktır.
Genelde