"Duygu dünyamızın çatısını ayakta tutan şey, daima görünmez bir inançtır, bu inanç yok olduğu anda çatı sallanmaya başlar. Bizim gözümüzde insanların değerinin veya değersizliğinin, onlarla görüşmenin verdiği heyecanın veya sıkıntının bu inançtan kaynaklandığını görmüştük. Benzer biçimde, inanç sırf biteceğinden emin olduğumuz için bir kederi azımsayıp ona tahammül etmemizi sağlayabilir.”
"Kaygılarımızda bu kaygılara sebep olan kişinin minnacık bir yer kaplaması içinde bir gerçeklik, bir simge barındırır belki de. Gerçekte o kişinin şahsı pek önemli değildir; asıl önemli olan, bir zamanlar tesadüfen onunla ilgili olarak yaşadığımız ve alışkanlığın ona bağladığı duygu ve yürek daralmaları sürecidir.”