Allah El-Âlim’dir. Gizli-açık her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilir. İnsan aklının tahayyül edemeyeceği büyüklükteki ve kusursuz düzendeki kâinatı O yaratmıştır. Ve kusursuz sanatını tanıtmak için yaratılmışların en mükemmeli olan insanı var etmiştir. Öyle ki dünyada yaşayan milyarlarca insanın her biri farklı bir görünüme, genetik koda, parmak izine sahiptir. Düşünen ve sorgulayan hiçbir akıl sahibi, böylesine mükemmel bir anatomiye sahip insanın ve kusursuz düzende işleyen kâinatın kendiliğinden var olduğunu iddia edemez/etmemeli. Mükemmel sanatını tanıtmak isteyen Allah; kusursuz bir düzende işleyen kâinatı insanın hizmetine vermiş, bununla birlikte insana da özgür bir irade vererek onu sınava tabi tutmuştur. İnsan fıtrat ve mahiyet olarak Allah’ı bilmek ve tanımak üzerine tasarlanmıştır. İnsana tabi olduğu sınavda yol gösterecek birçok peygamber gönderilmiş, hayatın bir sınav olduğu defaten hatırlatılmıştır.
Evet Allah El-Âlim’dir. O’ndan habersiz bir yaprak dahi kımıldamaz. İnsanların çoğunun yaptıklarından/yapmadıklarından dolayı cehennem ile cezalandırılacağını elbette bilir. Fakat biliyor olması fiiliyatı engellemez. Kur’an’ın mealini ve sahih hadis kaynaklarını okuyanlar (Kütüb-i sitte) Allah’ın kullarına karşı merhametinin bir annenin emzirdiği bebeğine olan merhametinden daha fazla olduğunu görür, bilir. Bakınız bu konuda şöyle bir hadis vardır.
Hazret-i Ömer’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
Resûlullah’ın huzuruna bir gurup esir geldi. Onların içinden bir kadın, telaş içinde yavrusunu arıyordu. Onu esirler arasında bulunca hemen alıp bağrına bastı. Yavrusunu kana kana emzirdi. Bunun üzerine Resûlullah bize:
“-Ne dersiniz, bu kadın çocuğunu ateşe atar mı?” buyurdu.
Biz; “Hayır, atmaz.” dedik. Bunun üzerine Hazret-i Peygamber:
“-Allah’ın kullarına merhameti, bu kadının çocuğuna olan merhametinden daha fazladır.” buyurdu. (Müslim, Tevbe, 22)
Aynı zamanda Kur’an’da Allah pek çok yerde oldukça bağışlayıcı olduğunu insanlara iletmiştir. Örnek olarak Zümer Suresi 53. Ayete bakalım: De ki: “Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Yine konu ile alakalı şöyle bir hadis vardır. “Hak teâlâ buyurdu: Kulun günahı göklere kadar yükselse, tevbe ederse affederim” [Tirmizi]
Örnek olarak verdiğim ayet ve hadislere ve daha pek çoğuna bakınca Allah’ın iman eden kulları için oldukça merhametli olduğunu, ne kadar günahkâr olursa olsun eğer iman ediyorsa salih bir tevbe karşılığında bağışlanacağını görür.
Allah böylesine merhametli ve affedici olmasına karşın; bunca uyarılara, peygamberlere kusursuz kâinata (ki Allah Kur’an’da inkârcılara kâinata, aya, güneşe, yıldızlara bakıp iman etmelerini söyler) kendisine verilen sayısız nimetlere rağmen nankörlük edip inkâr etmeye devam edenler için de azabının çetin olduğunu insanlara defalarca iletmiştir.
Yatıcı sınava tabi tuttuğu insanlara peygamberler aracılığı ile doğru yolu sürekli göstermişken (kaldı ki bazı kavimlere mucizeler bile gösterilmiştir), iman eden kullarına karşı sonsuz merhamet sahibi ve tabiri caize onları bağışlamak için adeta bahaneler ararken, kusursuz bir düzende işleyen kâinatı insanın hizmetine sunarak ona sayısız nimetler bahşetmişken insan hala nankörlük edip inkâr ediyorsa çetin bir azaba uğrayacaktır. Ve bunu Allah elbette bilir. Fakat bu yaratılmaya engel teşkil edecek bir durum değildir. Çünkü bu durum nankörlük edip inkâr eden insanın özgür iradesinin bir sonucudur.
El-Âlim ve El-Kadir olan Allah Bir katliamı, zalimliği gerçekleştiren insan/insanların yapacağı fiili elbette bilir. Ancak buna müdahale etmez. Müdahale etseydi adil bir sınavdan bahsetmek mümkün olmazdı. Çok basit bir örnekle; bir sınavda soruya yanlış cevap veren öğrenciye öğretmen müdahale ederek doğru cevabı verseydi adil bir sınavdan bahsetmek mümkün olur muydu? Olmazdı elbette. Konu ile alakalı kafası karışanlar için Allah Kur’dan bakın ne diyor. “Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor.” (İbrahim/42)
Yaptığımız en büyük hatalardan biri çoğu zaman insan hayatının sadece bu dünyadan ibaret olduğunu sanarak dünyada mutlak adalet ve düzen aramak. Ve dünyadaki adaletsizliğin sorumlusu olarak Allah’ı görmek. Eğer dünyada bu gün adaletsiz bir düzen, zalimlik, açlık vs. varsa bunun sorumlusu yaratıcı değil insandır. İnsan yaşamını bu dünyadan ibaret sayarsak işin içinden çıkamayız. Kalplerin içini bilen Allah mahşer günü mutlak adaleti ile insanlara muamele edecek ve bu dünyada adil/eşit görünmeyen durumlar orada karşılığını bulacaktır.
Önce inandığımız dinin temel öğretilerini okuyacağız, kavrayacağız ve tam manasıyla iman edeceğiz. Sağlam temeller üzerine oluşturulmamış, eksik ve yanlış bilgiler üzerine inşa edilmiş, kalben iman edilmemiş bir din anlayışı insanı felakete sürükler. İslam, deist/ateist yazarların kitaplarını okuyup onların sorularına cevaplar arayarak öğrenilmez. Önce kendimizi, Rabbimizi tanıyıp dinimizi güzelce öğreneceğiz. Sonra her şeyin çok net bir şekilde cevabının olduğunu göreceğiz zaten.