Pamuk, bu eserinde hem geleneksel Türk kültürüne hem de Batı mitolojisine göndermeler yaparak evrensel temaları işliyor. "Kırmızı Saçlı Kadın", baba-oğul ilişkileri, suç ve ceza, aşk ve kader gibi temaları ustalıkla bir araya getiren, düşündürücü bir hikaye.
Roman, İstanbul'un bir banliyösünde yaşayan Cem adında genç bir adamın etrafında şekilleniyor. Cem, lise yıllarında ailesinin maddi zorlukları nedeniyle yaz tatilinde çalışmak zorunda kalır ve bir kuyucu ustası olan Mahmut Usta'nın yanında çırak olarak işe başlar. Mahmut Usta ile Cem arasında zamanla bir baba-oğul ilişkisine benzeyen bir bağ oluşur. Kuyuyu kazma sürecinde, Mahmut Usta'nın sabrı ve bilgeliği, Cem'in hayranlığını kazanır. Ancak bir gün, kuyu kazarken meydana gelen trajik bir olay, Cem'in hayatını kökten değiştirir.
Bu süreçte, Cem'in hayatına giren ve büyük bir etki bırakan Kırmızı Saçlı Kadın, romanın gizemli ve çekici karakterlerinden biridir. Cem'in bu kadınla yaşadığı kısa ama tutkulu ilişki, onun hayatında derin izler bırakır. Kırmızı Saçlı Kadın, adeta bir sembol haline gelir ve Cem'in hayatının dönüm noktalarından birini oluşturur.
Pamuk, roman boyunca hem Doğu'nun hem de Batı'nın mitolojilerini ustalıkla bir araya getiriyor. Cem'in hayatındaki olaylar, Kral Oidipus ve Rüstem ile Sohrab hikayeleriyle paralellikler taşıyor. Oidipus'un babasını öldürmesi ve annesiyle evlenmesi, Rüstem'in oğlunu tanımadan öldürmesi gibi mitolojik temalar, Cem'in yaşadıklarıyla iç içe geçiyor. Bu mitolojik öğeler, romanın derinliğini artırıyor ve okura insanlık tarihinin evrensel temalarını hatırlatıyor.
Romanın en etkileyici yanlarından biri, Pamuk'un karakterlerinin psikolojik derinliği ve gelişimi. Cem'in iç dünyasındaki çatışmalar, suçluluk duygusu ve baba figürleriyle olan ilişkisi, romanın ana eksenini