Çalışma yöntemleri genellikle el emeğinin şartlarına göre düzenlenir. El emeği ucuza hizmet verdiği sürece bol bol kullanılır. Hizmetin bedeli arttığındaysa düşürülmek için çaba harcanır. Sermayedarları tahtadan ve demirden makinelerini geliştirmeye zorlamak için, maaşları artırıp etten ve kemikten yapılma makinelerin çalışma saatlerini azaltmak şart. Kanıt mı istiyorsunuz? Yüzlercesi var. Dokumacılıktaki otomatik dokuma makinesi, dokumacılar eskisi kadar uzun saatler çalışmayı reddettikleri için Manchester'da icat edilip kullanıma sokuldu. Amerika'da makine, buğday ayıklamadan tereyağı yapımına kadar tarımın tüm alanlarını ele geçiriyor. Neden? Çünkü özgür ve tembel Amerikalı, Fransız köylüsünün ot gibi hayatını yaşamak yerine 100 kere ölmeyi tercih eder. çiftçilik bizim muhteşem Fransa'mızdaki bir işçi için çok zor ve insanın sağlığını bozan bir uğraşken, Amerikalı bir çiftçi için oturur vaziyette, sakince piposunu tüttürerek yapabileceği hoş bir açık hava eğlencesidir
Kendini aşağılamak, ezilenlerin bir başka özelliğidir; ezenlerinin kendileri hakkındaki görüşünü içselleştirmelerinden kaynaklanan bir özelliktir bu. Hiçbir şeye yaramadıklarını, hiçbir şey bilmediklerini, herhangi bir şey öğrenmekten aciz olduklarını -hasta, tembel ve verimsiz olduklarını o kadar sık duyarlar ki sonunda kendi aczlerine ikna olurlar.
Köylüler patrondan aşağı oldukları hissindedirler, çünkü patron onlara neyin ne olduğunu bilen ve işi çekip çevirebilen tek kişi gibi görünür."
Kendilerini cahil olarak nitelerler ve bilgi sahibi tek kişinin "öğretmen" olduğunu, onu dinlemeleri gerektiğini söylerler. Onlara belletilmiş bilgi kriterleri de klasik kriterlerdir. Bir kültür grubuna katılan bir köylü, "Niye önce resimleri açıklamıyorsun? Daha kısa sürerdi ve biz de başımızı ağrıtmazdık"demişti.
Kendilerinin de dünyayla ve öteki insanlarla ilişkileri içinde öğrendikleri "bir şeyleri bildikleri"ni genellikle düşünmezler. İçinde bulundukları ikiliği yaratan koşullar göz önüne alındığında kendilerine güven duymayışları gayet doğaldır.
Ölüm, sahip olduğumuz en büyük korku değildir;en büyük korkumuz yaşamak için risk almaktan korkmamızdır. Gerçekte kim olduğumuzu ifade ederek yaşayabilme riskini almaktan korkuyoruz.
Eğer birisi size, sizin kendinize verdiğiniz zarardan daha fazla zarar vermeye kalkarsa, sizi kendinizden fazla sömürmeye çalışırsa, o insandan uzaklaşırsınız. Ama sizi sizden birazcık az sömürdükleri ve zarar verdikleri sürece o ilişkiyi sürdürürsünüz ve sonuna kadar tolerans gösterir ve katlanırsınız.