“Dağda mı, çölde mi, denizin ortasında mı hiç fark etmez; boynuna bıçak çalınacak kurban benim. Teslim oldum. Şu kızcağızın, dışarıda sırasını bekleyen kurbanlıkların, benden sonra da gideceklerin
Japonya’da doğan Etsu’nun -babası bir samuray olduğu için katı kurallarla büyüdüğü- Echigo’dan yazarın kendi aktarımıyla daha özgür hissedilen Amerika’ya uzanan hikâyesi…
Kitabın ilk basımı 1925
“Ben ne okudum?” dedirten kitap. Mübalağa değil gerçekten ne okuduğumu anlamadım.
Fransız yazar Cyrano de Bergerac 1619-1655 yıllarında yaşamış. Kitabı okurken birkaç sayfasını paylaşmıştım zaten.
Çocukluğunuzda televizyonda ailenizle eski Türk filmlerini izlediğiniz o akşamın tadında, hayatta karşımıza çıkabilecek türlü tuhaflıkların Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın mizahıyla birleşmiş altı hikâyeden oluşan incecik bir hikâye kitabı.
Kitabın ilk hikâyesi adı da olan İki Hödüğün Hikâyesi biraz Karagöz Hacivat tarzında iki arkadaşın başından geçen komik seyahati anlatıyor.
İkinci hikâye “Nasıl Öldürdüler?” aslında üzücü bir hikâye. Bir eşeğin ömrünün son zamanlarını anlatıyor.
Üçüncü bölümde yine bir yanlış anlaşılmanın ve Türk aile yapısında sıkça karşımıza çıkan ilişkilerin, çatışmaların birleşmesiyle komik bir hikâye olan “Müslüman Mahallesinde Bu İş Olur Mu?” ortaya çıkıyor.
Dördüncü hikâye bir yazar ve yaşlı bir adamın arasında geçen dünyanın şeklinin tartışılmasını konu alıyor.
Beşinci bölüm “Büyükana” bence çok hüzünlü bir hikâyeydi. Ailesinden torunu dışında kimse kalmayan bir kadının kalan ömrü anlatılıyor.
”Tövbeler Tövbesi” yine yanlış anlaşılma üzerine kurulmuş komik bir hikâye.
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın gençlik eserlerinden olup genellikle diğer kitaplarında kullandığı alışmış olduğumuz mizahi üsluptan farklı işleyişle yazdığı İffet 1896 yılında basılmıştır. Kitabın iki ön