Hayatı boyunca Zhu kendini herhangi bir acıya dayanacak kadar güçlü görmüştü. Ancak hayalinde canlandırdığı ıstırap, her zaman kendi bedeninin bir parçası olmuştu: açlık ya da fiziksel acı. Ama orada, Ma'nın alev alev yanan elini tutmuş otururken, hiç hayal etmediği türden bir ıstırabın olasılığını fark etti. “Sevdiklerimi kaybetmek.”
Bir insan nasıl olup da bir parçası, onları ne kadar sevdiğine ya da bunu hak etmelerine bakmaksızın, başkalarına sevgi ve özenle bağlanabilecek kadar samimi olabilirdi?