Arda Çolakoğlu

Arda Çolakoğlu
@Arda4534
Koyup tesbîh-i mercânı seni kim dinler ey vâ'iz Mufassal kıssa başlarsın garîb efsâne söylersin -Bâkî
Öğrenci
Boğaziçi Üniversitesi/ Türk Dili ve Edebiyatı (Lisans), Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı (Yüksek lisans-devam ediyor)
Ankara
Kars, 19 Nisan
296 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Ucuz ve sanattan uzak bir roman okumak, gündüz hayal görmekten farklı değildir. Böyle bir kitap, okurda hiçbir üretici tepki doğurmaz. Tıpkı boş bir televizyon programı seyrederken, düşünülmeden atıştırılan çerezler gibi, bu roman da öylesine "yutulur". Ama örneğin Balzac'ın bir romanını üretici olarak, içsel bir katılma ile yani "olmak" ilkesini harekete geçirerek okuruz. Ancak çoğu kez böyle değerli romanlar bile, tüketim toplumlarında, "sahip olmak" yönlenişi ile okunmaktadırlar. Merakı uyanmış olan okuyucu, kahramanın ölüp ölmediğini veya genç kızın o adama âşık olup olmadığını öğrenmek istemektedir. Roman bu aşamada, onu heyecanlandıran, mutlu ya da acılı sonu ile de rahatlamasını sağlayan bir araç görevindedir. Sonucu öğrendiğinde, bütün öykü sanki anılarında yeniden canlanıyormuşçasına, onundur artık. Ama bu romanın okunması ile okuyucu yeni bir bilgi edinememiş, insan hakkındaki görüşleri de pek derinleşmemiştir. Belki kendini romanın kahramanı ile özdeşleştirmesi nedeniyle, kendisi hakkında bir şeyler öğrenebilmiştir, hepsi o kadar.
Sayfa 59 - Say·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Tüketim, günümüz aşırı üretim toplumunun belki de en önemli sahip olma biçimidir. Tüketilen şeyin kişiden geri alınması imkânsız olduğu için, bu durum korku duygusunu azaltmaya yarar. Ama her tüketilen şey, tüketildiği andan itibaren, tüketiciyi tatmin edemez hale geldiği için de, insanlar yeniden ve daha fazla tüketime yönelmek zorunda kalırlar. Bu çarkın sonu bir türlü gelmeyince, hep tatminsiz bir çırpınış içinde bocalayan modern tüketiciler, kendilerini şu formülle ifade etmek durumunda kalırlar: "Ben, sahip olduğum ve tükettiğim şeyler dışında bir hiçim."
Sayfa 48 - Say·Kitabı okudu

Arda Çolakoğlu

, bir kitap okudu
9/10
·247 syf.·
10 günde okudu
·
2020 31. kitabı
Erich Fromm
8.5/10 · 4.769 okunma
Naima, IV. Murat'ın kahveleri kapamasının ve yasağı dinlemeyenleri öldürtmesinin bir nedeninin rezilleri terbiye ve halkı korkutmak için bir bahane olduğunu da belirtir. "Çünkü" der, "zorba eşkıyasının terbiyesizce hareketleri ve o çalışkan padişahın rezillerden çektiği üzüntüleri -ki ayrıntılarıyla yazılmıştır- bilenler ve olayların içini okuyan aydınlar, bu kahır ve şiddetin altında yatan genel çıkarı düşünür ve padişahın itaatinden çıkıp onun rızasına aykırı olanları doğru yola götürmek için keskin kılıç ile bütün halkı korkutmanın elbette en gerekli iş olduğunu anlar."
Sayfa 15 - Sel·Kitabı okudu
XIX. yüzyılda, İstanbul'da, kahve yirmi paraya içilir. Kırk para verenler çokça bir saygı görür. Ama bu saygı kimseden esirgenmez. Denilebilir ki, Türkler kadar insansever, Türkler kadar demokrat ruhlu insan azdır şu yeryüzünde. Theophile Gautier yırtık pırtık giysili serserilerin kahvede şıkırdım giyinişli kişilerin yanına gelip peykelere kurulduğunu görünce çok şaşırmıştır. Hele kendi altın işlemeli kollarını yanındakinin yağlı kolundan kaçırmayan insanların tutumu onu iyiden iyiye büyülemiştir. Gautier, Türklerin yabancılara gösterdiği saygı üzerinde de durur. Ona göre, Paris'teki cakası bol kahvelerden birine gidecek olan bir Türk orada alaylı taşlamalar, kaba davranışlarla karşılanır. Oysa Türk kahvelerinde yabancılara terbiye dışı hiçbir davranışta bulunulmaz.
Sayfa 34 - Sel·Kitabı okudu
Edebiyat