Arda Çolakoğlu

Arda Çolakoğlu
@Arda4534
Koyup tesbîh-i mercânı seni kim dinler ey vâ'iz Mufassal kıssa başlarsın garîb efsâne söylersin -Bâkî
Öğrenci
Boğaziçi Üniversitesi/ Türk Dili ve Edebiyatı (Lisans), Yeni Türk Edebiyatı Anabilim Dalı (Yüksek lisans-devam ediyor)
Ankara
Kars, 19 Nisan
296 okur puanı
Mart 2016 tarihinde katıldı
Ali Galip'in Çabalarının Boşa Çıkması
Padişahın Elazığ Valiliğine özel görevler ve özel maiyetle gönderdiği Ali Galip adında karışık bir adam ve ona uyan Sivaslı Hürriyet ve İtilâf Fırkası idarecileri, Sivas Valisine vazifesini hatırlatarak onu, Mustafa Kemal'i hemen tevkife, ellerini arkasına bağlayarak İstanbul'a göndermeye zorlarlar. İstanbul'a, yani Padişaha, Bekirağa Bölüğü Zindanına, Kürt Mustafa Divan-ı Harbine! Fransızların, İngilizlerin eline! Malta'ya ve belki de bir âsi olarak darağacına! Valilik odasında her kafadan bir ses çıkar. Bu sırada Mustafa Kemal'le yanındakiler, yollarda göze çarpmamaya çalışarak Sivas'a yaklaşmaktadırlar. Nihayet Sivas-Tokat yolunda ve Sivas'ın az ilerisindeki Nümune Ziraat Çiftliği önüne varılır. Nümune Çiftliği, Paşa Fabrikası, oralarda birer bozkır mesiresi gibidir. İşte tam o dakikalardadır ki, Mustafa Kemal'in Tokat'tan, hem de Ordu Müfettişi sıfatını kullanarak çektiği telgraf, Sivas Valisinin eline verilir: "Geliyorum!..." Vali sarsılır. Elindeki telgrafı, karşısında, hâlâ Mustafa Kemal'i tevkif için atıp tutan ve Padişahın özel yetkilerini taşıyan Ali Galip'in eline sıkıştırır: -İşte geliyor, buyur tevkif et!... Ali Galip sapsarı kesilir. Birden yüzgeri eder: -Efendim, ben tevkif ederim dediysem, kendi vilâyetimde olursa tevkif ederim dedim. Yani malumaliniz... En doğru cümleyi gene Sivas Valisi söyler: -Madem ki tevkif edemiyoruz, öyleyse buyurun karşılamaya çıkalım...
Sayfa 49 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kuvayımilliye
Mustafa Kemal, bu türlü Kuva-yı Milliye tertiplerinin, Millî Mücadele'nin düğümlerini çözmeye yeterli olmadığına daima inanmıştır. Mustafa Kemal, çeteciliğin, daima dışında kalmıştır. Mustafa Kemal'de, çeteciliğe övgü yoktur. Olayların ortaya attığı yersel direnişleri elbette ki izlemiştir. Bunları, gereği kadar değerlendirmiştir. Ama onun halka dönüş, halka dayanış anlamlarından, daima teşkilâtlı bir ordu hareketini kastettiği ve bir an önce muntazam orduya geçmek ve onu kuvvetlendirmek gayreti içinde olduğu görülür. Denebilir ki Mustafa Kemal şu harcıâlem mânâsıyla, hiçbir zaman Kuva-yı Milliyeci olmadı. Çetecilik, sevmediği bir işti. O, daima ordunun, silâhlı kuvvetin, halkın en üstün teşkilâtı olan devletin malı olmasını istiyordu. Onun için düzensiz Kuva-yı Milliye, yalnız geçici değil, aynı zamanda, kesin sonuç alamaz bir güçtü.
Sayfa 142 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih
İlk Karşı Çıkış
Dahiliye Nâzırı Ali Kemal, Mustafa Kemal'in bütün yetkilerinin alınıp azledildiği yolundaki 23/24 Haziran tebliğinden sonra, 26 Haziran'da yeni bir genelge yayınlar. Bunda, bütün ordu müfettişlerinin kadro ikmallerini önleyecek ve halkı ordunun icraatı aleyhine kışkırtacak ağır bir dil kullanır. Fakat onun bu davranışı cevapsız kalmaz. Ankara'da 20. Kolordu Kumandanı Ali Fuat Paşa, hemen ertesi gece, Garbî Anadolu'nun bütün kumandanlarına, mülkiye âmirlerine ve millî kuruluşlara bir "karşı beyanname" yayınlar. Bu bir şahlanıştır. Mert, cesur ve şanlı bir şahlanış. Hattâ, ilk şahlanış! "Dahiliye Nâzırı Ali Kemal Beyin, düşmanlarımızla birlikte milletin mukavemetini kırmak ve mukavemet merkezlerini dağıtmak için elinden gelen her fenalığı yapmakta ısrarlı olduğu"nu bildirir. Bunu, 20. Kolordu Kumandanlığının 1407 numaralı tamimiyle açıkça, ilân eder. Anadolu'da bir askerî kudretin İstanbul'a karşı ilk başkaldırışı budur. Mülkî ve askerî makamları İstanbul'a karşı itaatsizliğe teşvik ediş bu beyannameyle başlar. Ali Fuat Paşa, kendi başına karar alarak yaptığı bu cesur çıkışla, aynı zamanda mahallî ve mülkî idareleri askerî teşkilâtın denetimi altına alır. Bu hareket düpedüz bir isyandır. Netice şu olur ki, İstanbul'da Dahiliye Nâzırı Ali Kemal, hemen ertesi gün Nâzırlıktan istifa etmek zorunda kalır. Mustafa Kemal, Ali Fuat Paşanın bu tebliğinin bir suretini, Sivas'tan hareketten sonra yolda alır. Erzurum'a varır varmaz "20. Kolorduca son defa alınan tedbirler çok uygundur" şeklinde görüşünü bildirir. Ali Fuat Paşanın, yani en eski arkadaşının şahsı hakkında yüksek takdirlerini, etrafındakilere de açıklar.
Sayfa 87 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih
Aşağılık Kompleksi
Mustafa Kemal'in Anadolu'ya gönderilişinde, son Padişah Vahideddin'in gizli hesapları olduğu, onu kendisinin seçtiği, yetkilendirdiği, onu desteklediği, ona büyük paralar tahsis ettiği, hulâsa Vahideddin'in neredeyse millî hareketin öncüsü olduğu gibi yazılar, iddialar, son zamanlarda belli kaynaklardan ortaya sürülmektedir. Hattâ, şimdi Millî Selâmet Partisi adını alan eski Nizam Partisi'nin, Almanya'da Türk işçileri için yayınladığı Nizam gazetesinde(şimdi bu gazetenin adı Hamle olmuştur) Anadolu'yu Mustafa Kemal'in değil, Padişah Vahideddin'in kurtardığı savunulmuştur. Bunların gerçekle bir zerre ilgisi yoktur. Bunları doğrulayacak tek belge, hattâ işaret mevcut değildir. Bütün bu akıl ve gerçek dışı çabalar, son yıllarda Mustafa Kemal'i inkâr etmek yolundaki örgütlü gayretlerinin çeşitli taşkınlıklarından biridir. Hepsi de onun büyüklüğü ve hizmetleri karşısında, bazı adi politikacılarla, küçük adamların aşağılık duygularından gelen, geriye dönüş çabalarının ve irtica gayretlerinin yüze vurmasından başka bir şey değildir. Tarih içinde bu tür aşağılıklar her büyük insana, her büyük fikre ve her büyük harekete karşı, daima yürütülmüştür. Çünkü toplum davasında, onun ileri hamlelerine ayak uyduramayanların gözleri, daima arkadadır. Ve bu yetersizlik onlarda zamanla, öyle bir ruh hastalığı halini alır ki, bu hastalığa, ruhî kısırlaşma ve dolayısıyle ruhî tükeniş adını vermekte hata olmasa gerektir. Zaten aşağılık duygusu veya kompleksi denilen kendi kendini yiyişin temelinde yatan yetersizlikler arasında, bu ruhî tükeniş, en başta gelir... Kaldı ki, o günlerde ne sarayın, ne hükümetin, şuna buna büyük paralar tahsis edecek halleri de yoktu.
Sayfa 32 - Remzi·Kitabı okudu
Tarih

Arda Çolakoğlu

, bir kitap okudu
8/10
·382 syf.·
16 günde okudu
·
2020 10. kitabı
Şevket Süreyya Aydemir
9.4/10 · 3.467 okunma