Her ne kadar fantastik roman niteliklerini taşısa da gerek tarih gerek felsefik içerikler barındıran kurgunun gerçekten çok iyi yapıldığı , gerçeklikle düşün iç içe girdiği, Descartes'in "düşünüyorum öyleyse varım" felsefik sözünü romanın sonuna kadar yaşatıp Uzun İhsan Efendi'nin “Zihnimde bir düş olan sevgili oğlum, işte böylece zavallı babanın yaşayamadıklarını yaşadın ve dokunamadıklarına dokundun.” diyerek netleştiren ve Uzun İhsan Efendi'nin yazarın kendisi , oğlu Bünyamin'e bıraktığı atlasta kitabın kendisi olduğunu hissettiren eser.