Çok etkileyici, zamanüstü, gerçek ve daha gerçekti...
Neden ya araklayanlardan olmanın onursuz mesutluğu ya da araklananlardan olmanın onurlu mutsuzluğu dışında bir tercih verilmiyor insana?
Öncelikle bu kitabı okuduğum için çok şanslı addediyorum kendimi..Zamanımızı planlama ve kullanma tercihlerimiz hakkında bir sorgulatma kitabı...Okuyanın biz,kazananın çocuklarımız olduğu bir kitap ...
Hakkında pek bir bilgimizin olmadığı, çocuk yuvasındandan kaçarak geldiği bir tiyatro harabesinde yaşayan Momo adında kara gözlü,kimsesiz bir kız çocuğunun etrafında gelişen olaylar...
Ama neresinden başlasam mutlaka bir yerini sanırım atlayacağım değerli bir kitap !
Dünya'mızın başına gerek Momo , çok özel bir kız...Çünkü hiç bıkmadan,usanmadan insanları DİNLEYEBİLİYOR...
Yazar bu ütopik,fantastik,felsefik hatta teolojik bile diyebileceğim bu kapsamlı romanda,tekdüze,robotvari yaşamımıza çocukların gözünden baktırmış.
Ve bize şunu söylüyor : Zamanın sayılı kardeşim,dünyanın,malın,mülkün hırsına kapılmadan yaşamanın ,anın,senin için gerçeten değerli olanların farkına var ve tadını çıkararak yaşa ! Carpe Diem !
Keşke bu etki hiç geçmese yüreğimden ...
Kitabın en önemli faydası da yeni bir bakış açısı kazandırmasıdır bence.Kendi hayatımızdaki ''duman adamlarını'' gözden geçirmemize vesile oluyor,özümüze ayna tutturuyor.
Kitabın 1973 yılında yazıldığı düşünülünce yazarın kitap sonundaki şu cümlesi benim için çok çarpıcıydı:
''Ben size bütün bunları olup bitmiş gibi anlattım.Oysa gelecekte olacakmış gibi de anlatabilirdim. Benim için ikisi arasında büyük bir ayrım yok.''
Yaşadığımız çağa bakınca,bu söz kitabın ne kadar zaman üstü olduğunu da gözler önüne seriyor.
Kesinlikle her bireyin özellikle anne-baba olmadan önce okuyarak, doğmamış çocuklarına şimdiden zenginlik katacakları bir kitap olduğunu düşünüyorum.İyi okumalar.
25 yaşındaki Dostoyevski'nin ilk eseri olması itibarıyla önemli İnsancıklar(1846 ). Usta Dostoyevski'nin kendine özgü etkileyiciliği (bana göre ) yok belki ama 1840'lardaki Rus toplumunda, toplumdaki karakterlerin tahlillerine bakılınca ,dğer eserleri ile de kıyaslanınca kalfalık eseri diyebilirim. O zamanki sosyal tabakada bizim şu anki toplumumuza benzeyen ögelere,durumlara bile rastlıyorsunuz. Gogol'un Palto'su ile Puşkin'e ,hatta çaktırmadan kendi kumarbazlığına bile göndermeler de var ayrıca bu ilk eserinde.Okunası.İyi okumalar.
Kitabın kurgusu Haşhaşiler ve Hasan Sabbah hakkında pek bilgisi olmayan okurlar için gayet etkileyici ve şaşırtıcıdır elbette.
Sanırım bu konuda hazırbulunuşluğum olması,suni cennet bahçeleri , afyonlanmış fedailer vb.hakkında birazcık bilgi kırıntılarımın mevcudiyeti sebebiyle ilk 350 sayfa zor geçti.
Yine de kitabı beğenmedim diyemem.İdealler uğruna ilmek ilmek işlenen ve tabii ki bunda dinin ve uhreviyatın kullanıldığı bir planın aşamalarını seyretmek keyifliydi.Kendisinin de belirttiği gibi Dünya'yı tersine çevirmek için Arşimed'in de deyişiyle bir tek sağlam dayanak noktasına ihtiyacı vardı !
Kitabı bitirirken şu vardı aklımda: 11.yy - 21.yy... Bin yıl geçmiş lakin,hala dünyada hem Hasan Sabbahlar hem de haşhaşiler şekil ve coğrafya değiştirerek muktedir yaşamaya devam etmekteler...
Eserin dilini çözmek öncelikle beni biraz yordu. İlişkileri çözmeye uğraşırken ara ara sıkılmadım değil.
Konusu insan ruhunun tabiatı olması sebebiyle merak uyandırıcı ama kurgusu çok uzun geldi bana .
Nihayet bizi kabuğumuzdan çıkarmaya,nefsin her isteğine uydurmaya çalışan Halit Ayarcılar ve biz Hayri İrdallar hep var olacağız ;
Yahut biz Halit Ayarcı olacağız Hayri İrdalların karşısında ve nasıl tefrika halinde bir yalan olduğumuzu günbegün görüp hayretlere düşeceğiz-yalandan...''