"(…) Öldü ve dirilmedi. Nereye gitti bütün bunlar, niçin bu ateş söndü? Anlamıyorum . başımdan öyle büyük felaketler, kasırgalar da geçmedi. hiç bir şey kaybetmedim. vicdanımda hiçbir leke yok , ayna gibi tertemiz. niçin hayatım böyle harcandı gitti, tanrı bilir."
Oblomov içini çekerek devam etti:
"Biliyor musun andrey, benim asıl sorunum içimde ne yakıcı ne de kurtarıcı hiçbir ateşin yanmaması. hayatımda hiçbir zaman başkalarının ki gibi gittikçe renklenen, parlak bir güne çevrilen bir sabah olmadı; bir sabah ki yakıcı öğlesi geçtikten sonra yavaş yavaş solsun ve kendiliğinden akşama karışsın. Hayır , benim hayatım sönük başladı. Tuhaf , fakat böyle. kendimi bilir bilmez sönmeye başladığımı hissettim. (…)"