Bazen düşünüyorum da acı,en somut fiziksel acı, dünyadan ayrılmamızı kolaylaştırmak için gönderilmiş olmalı.O korku dolu saatlerde en korkunç olayı düşünmemek için.Asıl mesele şuradaki sıkışma,parçalanma, kemiğin iliğine saplanan o keskin sancıyla baş etmektir, içine işleyen o bıçağı biraz da olsa köreltmektir.Ve insan kendine şöyle der- böyle acı çekmektense iyisi mi şimdi, hemencecik öleyim.Acının fiziği,insanı ezici boşluktan ve yüz yüze geldiği ölümün o metafizik hiçliğinden kurtarır.
Gözyaşları dökülmediğinde dahi, neredeyse hiç kesilmeyen kaygı dolu bir monolog zihnimi işgal ediyordu. Sonra kendi kendimi azarlıyordum: Hepsi kafanın içinde. Aş bunları artık. Bu kadar zayıf olma.
"Zaten sorunum da bu ya! Bir şeyler tepetaklak olduğu zamanlarda bile işler yolundaymış gibi dolaşmak. Ben Titanik'in buzdağına çarpmadan beş dakika önceki haliyim."