"Yeryüzündeki bütün karıncalar birleşiniz."
1977 yılında 'çocuk romanı' olarak basılan “Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca” adlı hikayede, bir halk masalından yola çıkılarak, güç ve haklılık arasındaki ilişki ve savaşım ele alınmış. Çocuk romanı demişsem de (kitabın tanıtımında da çocuk romanı geçiyor) oraya fazla takmayın bence. Nihayetinde Küçük Prens’te bir çocuk romanıdır ancak ifade ettikleri her yaştan kişiyi büyüler.
Emek sömürüsünün giderek arttığı günümüzde Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca, uyku öncesi okunan masalların aksine bir uyanma, bir uyanış, bir başkaldırı hikayesidir aynı zamanda. Bir yanda gücüne güvenip karıncalara savaş açan, onların emeklerini, yaratıcılıklarını sömürerek rahat bir hayat sürdürmeyi amaç edinen filler ve onların dalkavukluğunu yapan hüdhüdler, diğer yanda ise yaratıcı, çalışkan, kendi aslını koruma ve varolma mücadelesi veren karıncalar…
Son bir şey daha söyleyeyim. Filler sultanının karıncaları idare ederken yaptıkları, kullandığı yöntemler gerçek hayattan aklınıza, aklımıza gelen örneklerle bire bir örtüşüyor. Okuduğunuzda bana hak vereceğinize inanıyorum. Çok geç okuduğum için büyük pişmanlıklar içinde olduğum bir başyapıt. Ve de modern zamanın en acımasız eleştirilerinden de biri bence.
Doğallık, dürüstlükten geçer. Kendine, çevrene. Bedenin bir karbon kağıdı gibi olmalı. Özellikle de yüzün. Çünkü doğallığın tek bir anlamı vardır: düşüncelerini davranışlara dönüştürmek. Oysa bugün kimse doğal değil. Herkes sahte. Herkes yalancı
"Bir kitabı okurken geçen iki saatin, ömrümün birçok senelerinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu fark edince insan hayatının ürkütücü hiçliğini düşünür ve yeis içinde kalırdım."