Tanrı karşısında veya tanrı fikriyle, umutsuz olarak, kendi olunmak istenmediği veya istendiği zaman günah işlenir. Bu durumda günahkârlık, en üst noktaya aktarılmış güçsüzlük veya meydan okumadır, dolayısıyla günah, umutsuzluğun yoğunlaşmasıdır. Vurgu burada tanrı karşısında olmak veya tanrı fikrine sahip olmak üzerinedir; günahı, hukukçuların “nitelikli umutsuzluk” diye adlandırdıkları şeye, onun diyalektik, törel ve dinsel niteliğine dönüştüren tanrı fikridir.