Ayfer

Ayfer
@Ayferbes
Neden mutlu değil kimse gerçek hayatında Neden gerçek değil kimse mutlu hayatında... #87091615 #87203188
21 kütüphaneci puanı (Geçen ay: 3)
5632 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Doğmuş olmamı bağışlıyorum...
9/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2023 1. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2023 00:17
¶¶Neyiniz var, hay Allah! Ne oldu size şimdi? - Yok birşeyim, birşeyim yok, sadece kaderimin dışına atıverdim kendimi ... Şimdi artık nereye döneceğimi, ne yana koşacağımı bilmiyorum ...¶¶ Felsefenin asıl ilgisinin ölüm olduğunu söyleyen gelenek, Sokrates ile başlar. Ölmeyi öğrenmek, aynı zamanda nasıl yaşanması gerektiğini de öğrenmektir. Ölüm, bu açıdan yaşama rehberlik eder ve yaşamın anlamı konusunda belirleyici bir rol üstlenir. Çünkü insan ölüm yönünde olan varlıktır ve ölüm yönünde yaşlanır. Asıl sorunun ölüm olmadığını, tersine doğum olduğunu düşünen Cioran, Doğmuş Olmanın Sakıncası Üstüne adlı kitabında, “Ölüme doğru koşmuyoruz, doğum felaketinden kaçıyoruz” der. Çünkü gerçek kötülük gelecekteki ölümde değil, gerimizdeki doğumumuzdadır. Doğuma üzülen hiçbir kimsenin olmamasını insanlığın büyük bir gerileme içinde olmasına da bağlar. Doğmanın bir suç, kaza olduğunun ama buna rağmen onun doğal bir durum olarak düşünüldüğünün sadece Cioran değil, Eski Hint düşüncesinde Cioran, Buda’nın bir sözünü anar: “Hakikat, arzu ve nefretle dolu olanlardan sakının”. Bu sözün işaret ettiği şey, her canlıdan sakınmak gerektiğidir, yani doğmuş olandan sakınmak gerektiği... "Ne mutlu doğmamış olana” Arthur Schopenhauer ¶¶Doğmuş olmayı unutmak¶¶, mümkün olanın peşinden gitmek için tek neden gibi görünüyor. Bizi hayata bağlayan şeydir, doğmuş olmayı unutmak. Bir gün öleceğimizi unutmak da aynı kapıya çıkar. Cioran için ölüme üzülmeye de gerek yoktur. Çünkü ölüm, bir şey yitirmeye neden olmaz. İnsan, doğarken her şeyini yitirmiştir zaten. Bunun için bedene gerek yoktur. Doğmak, bedene sahip olmaktır. Cioran, sadece “Ben” yeterdi, der. Beden, “ben”in yitirilmesi gibidir sanki. Sokrates için de ölmek, beden hapishanesinden, ruhu kendisine zincirleyen ve özgürlüğünü yok eden bedenden
1K Gerçek Okurlar
Doğmuş Olmanın Sakıncası ÜstüneEmil Michel Cioran · Metis Yayıncılık · 20192,873 okunma
Reklam
7/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2022 23:32
¶¶Tüm kalbimle, kendimi unutkanlık uykusuna teslim etmek istiyor ve arzu ediyordum. Keşke unutmak mümkün olsaydı da devamı gelseydi.¶¶ ¶¶Hayatımda ilk kez ansızın gelen bir huzur hissetmiştim.¶¶ ¶¶Sadece gölgem için yazıyorum; gaz lambasının duvara yansıttığı gölgem için. Kendimi ona tanıtmam gerekiyor. ¶¶ ¶¶Lakin tek korkum, henüz kendimi tanıyamadan, yarın bir gün birdenbire ölüvermek.¶¶ Kitaba olan ilgim; gördüğüm bir alıntı ile başladı, neden(?) daha önce Sadık Hidayet okumadım ki dedim bir anda. Böylesine karamsar bir dünyaya sahip insan acaba özelinde neler yaşamıştır dedirtti bana. Araştırmalar yaptıkça şaşkınlığım, merakım arttı. Uzun zamandır bir kitabı böylesine bir hevesle okumamıştım hatta o alıntıya denk gelebilmek için sabırsızladım bile. Kitabın son cümlesiymiş meğer... #190206238 Doğu'nun Kafka'sı olarak tanımlarlarmış kendilerini. Hani Kafka da az çekmedi Milena'dan. Yazarın kitabındaki gizemli sevgilisinin yok oluşunu anlatması; biz okuyuculara da o karamsar aşk acısını çektiriyor.Ve mistik bir anlatıyı, bireyin dünyasını keşfetmeye koşuyor. İnsan ruhunun derinliklerine uzanan; yalnızlığa, aşka ve saflığa dair sürekli evrilerek, dönüşerek ilerleyen bu şiirsel anlatı kâh ıssız topraklarda bir başına dolanıyor kâh kanatlanıp göklere çıkıyor. Kör Baykuş, gerçek ile hayal arasında, zaman ve mekândan Azad edilmiş kurgusuyla dünya edebiyatında da kendine yer edinmiş, ikamesi olmayan bir şaheser oldu benim nezdimde. Geç kalmışlığıma pişman olsam da varlığına olan şahitliğim de paha biçilemez hani. ;)) Henry Miller kitap hakkında "üzerine konuşmaktan hiç bıkmayacağım bir eser. " diye tanımlamış. Tam deyim yerinde bir haldeyim. Ölümünden birkaç yıl önceki kendini ifade etmesi ise içimde bir yerlere işlendi ve sonsuzlukta yerini
İnceleme
Kör BaykuşSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 202636,6bin okunma
"Kendinden kalan kadarsın "diyor bir çocuk.(bir şair ;))
10/10
·85 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2022 23:28
İlk kitabını,(Bir Sancının Panoraması)ilk mısralarını okuduğumda kendimi bir acemi gibi hissediyordum. Hani sen ne kadar da birçok yere yazılar yazmış olsanda, daha lise yıllarında şiire gönül vermiş olsanda ilk kitabın seninde bir acemiliğindi ya!..İşte benim nezdimde de bu kitabın senin ustalık eserlerinin devamına bir başlangıcı olmuş. Kağıda işlenmiş iğne oyası gibi merak ve hayranlık uyandırıcı. Şimdi Dünya Bulantısı'nı okuduğumda ise daha gümbür gümbür bir etki yarattı yüreğimde. Kitabın edebi, sanatsal, vurgulayıcı ve anlatım biçimlerine değilde bana hissettirdiklerini ifade etmek bu inceleme için daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. Zira şiirlerin beni alt ediyor.;)) Yazacaklarıma gem vurmamı ve "yok, onu yazarsam eksik ve yavan kalır!" dedirtiyor. Bilgi birikimi, yaşanmışlık, şiirle ifade etme yeteneği bu kitapla daha da bir şekillenmiş ve dahi okuyucuya doyumsuz bir resital sunuyor... Eline, emeğine, zihnine sağlık can arkadaşım. Yer yer sürecine tanıklık ettiğim kitabın elimde ve eminim ki daha birçok okuyucunun da emin ellerinde. Yüreklerinin derinliklerinde tatlı bir sızıya vesile olduğundan şüphem yok, onları bu mısralardan yoksun bırakmadan devam edeceğini temenni ediyorum. Şüphesiz ben okudukça içerlerde bir yerlerde büyük, tarifsiz ama bir o kadarda tamamlayıcı etkiler yaşadım. İlk elime aldığımda; heyecanımı seninle paylaştığımdaki dediklerim gibi:" Şiirler biz okuyuculara oldurulamayan doğruları tokat gibi çarpacak suratımıza!" Beni yanıltmadın ve kıskandırdın. Şiir yazma isteğim var ama bunun üstüne çıkacak hazinem yok. Sen hep böyle devam et, ben uzaklardan imrenerek ve gururlanarak seni okurum Şair'im... En Bi sevdiğim ve alıntı olarak kıyamadığım mısraları burada ölümsüzleştiriyorum. Şölen - Dostluk kitabında insanın ölümsüzlüğü sevgi ile ya da dünyada
Adam Haklı Dağılın ツ
Dünya BulantısıFurkan Güreci · İzan Yayıncılık · 202236 okunma
Mecbur Adam
9/10
·459 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
·
53 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2022 21:02
¶¶İnce Memed, Şahinim... Ağalık düzenine karşı çıkışın; çelişkilerin ve zorlukların ancak nihayetinde ezilmişlerin zaferinin hikayesi. Abdi gitti, Hamza geldi, başka ağalar, beyler de geldi ama bir çok da Mehmet doğdu. İyilik ve kötülüğün kadim savaşı bir kez de Çukurova Toprakları üzerinden anlatılmış. Kuşkusuz epik bir şekilde anlatılmış. Her bir karakteriyle ince ince işlenmiş bir roman.¶¶ Yaşar Kemal ile tanışma serüvenim, İnce Memed ile başladı. Zor bir başlangıç oldu ama ilk sayfadan itibaren beni kendine çektikten sonra okumalarım daha çok istek kazandı diyebilirim. Cumhuriyet'in ilk yılları geçip gitmiş ve Türkiye yeni yönetim şekline uyum sağlamayı kısmen de olsa başarmıştır. Yalnız hâlâ ağa, eşkıya ve ırgat kavramları içinde yoğrulan Anadolu halkı, yoksul ve kötü bir durumdadır. Ya köylü olup ekip biçeceksin ve elindeki her şeyi köyün ağasına vereceksin ya da bu sisteme dayanamayıp bir ağanın başına sıkıp dağa kaçacaksın ve eşkıya olacaksın. Sonra da peşine hükümetin askerleri düşecek; o dağ senin, bu dağ benim gezeceksin, bazen aç bazen de tok uyuyacaksın. Köylü ya arkanda duracak ya da seni satacak. Hep ikilem içinde olacaksın... Bu zavallı insanlar köylü olarak dünyaya gelmiş, yoksul oldukları halde hep şükretmeyi bilmişler... Gaddar ve merhametsiz bir ağa bozuntusunun eline bakmak mıydı hakları? İnce Memed vuruyor ama ağalar bitmiyor; bu sistem devam ettikçe ne İnce Memedler bitecek ne de zengin ve doymayan ağalar... Kötüler kötülüğe alışmış, iyiler de kandırılmaya. Yoğun bir tasvir sizleri bekliyor bu arada. Anlatım ne kadar dallandırılıp budaklandırılmış olsa da ana tema belli aslında.  Yaşar Kemal, bizi ve bizim halkımızı yine bize anlatırken her kelimesini özenle seçmiş ve epik bir anlatı sunmuş. Tasvirlerinden, duygu değişimlerinin enfes
1000Kitap Gerçek Okurlar
İnce Memed 2Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202038,9bin okunma
9/10
·90 syf.··
Beğendi
·
2021 100. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 14 Ekim 2021 07:28
¶¶Afrika'ya fakirliği kapitalizm getirdi!..¶¶ Kitabın ilk yarısında kapitalizmin anlaşılır ve olumlu olumsuz yanları aktarılır, bilenler için teyid edici, bilmeyenler için ise net bir fikrin oluştuğu gözlemlenir bu kısımda. Bana göre ise kapitalizm olumsuz - olumlu olduğu kısmına bir türlü ikna olamıyorum - yanından en çok Afrika etkilenmiş ve etkilenmeye de devam ediyor... Çocukken TV’de izlerdik, Afrika’da açlık yüzünden bir deri bir kemik kalmış insanlar sefalet içinde yerlerde öylece otururlardı. Umutsuzluğun ve çaresizliğin söndürdüğü bakışlarında ışıktan eser yoktu. Zayıflıktan incecik kalmış kollarıyla annelerine sarılan çocukların çatlak dudaklarında toplaşan sinekler… O yaşta akıl erdiremezdik. Nasıl oluyordu da birileri karnını doyurabiliyorken bu insanlar bir lokma ekmeğe, bir bardak temiz suya muhtaç kalıyordu? Neden yardım ulaşmıyordu bu dezavantajlı insanlara? Neden çare bulunamıyordu? Sadece israf edilen yiyeceklerden tasarruf edilse bile önemli bir birikim elde edilemez miydi? Büyüdükçe öğrendik nedenlerini. Öfkeyle karışık bir hüzünle. Vicdanımız kabul etmese de anladık. Tenleri gibi karaydı bu kıtanın insanlarının, talihi de tarihi de. Bugün insan hakları tellalı kesilmiş bazı ülkelerin geçmişte sömürdüğü ve köleleştirdiği bu topraklar kan içmişti hep, kan kusmuştu. Yeteri kadar kauçuk toplayamadığı için ibret olsun diye eli kesilen beş yaşındaki kız çocuğunun hikayesi gibi binlercesi yazıldı. Yıllar geçti, kıtanın kaderi değişmedi. Açlık, susuzluk, bakımsızlık, ilaçsızlık… Öyle bir yokluk ki yardım etme isteğiyle çırpınsan da dolduramıyorsun boşlukları! Tam da bu yüzden, “Afrika'ya ilaç gönderecektik fakat hepsinin üstünde 'tok karnına' yazıyordu.” Charles Bukowski Dünyada yüzlerce milliyet, dil, din, mezhep olabilir ama sadece iki çeşit insan
Sosyalizmin AlfabesiLeo Huberman · Alter Yayıncılık · 20143,572 okunma
Reklam