“Protesto, şu ya da bu bana uymuyor dememdir. Direniş, bana uymayan şeyin artık gerçekleşmemesini sağlamamdır. Protesto, ben buna artık ortak olmuyorum dememdir. Direniş, diğer herkesin de ortak olmamasını sağlamamdır.”
Yüz yıla yakın var ki, ülkede dönemselleşme bu. Tam böyle anlarda, birilerinin ayranı kabarır. Duman ederler ortalığı... Vatan, Millet derken bir bakarsınız eski hırsızlar yine yerlerini almışlar. Bir tür oyun. Tefeci, bezirgân, finans kapital ortaklığının indi bindi oyunu.
“Bizim kaderimiz mühürlü. Bugün mutluluktan müebbet yesek, yarın af çıkar. Televizyon kamerası kim, sen kim?”
Altta kalmadı Keto:
"Olsun oğlum, belki televizyon kameralarına poz vermeyiz ama mobeseler iyi tanır bizi.
“...yine de en güzel bayrak bizimki, kızıl olan, siyah da güzel mesela, ama kızıl apayrı, beyazı da seviyorum aslında, ama beyaz bayrak olmaz, var mı, ben kitaplarda görmedim beyaz bayrak, belki en son, en nihayetinde, yani devrimden bile çok sonra, tek ve yegane bir bayrak, ne kızıl ne siyah ne mavi. beyaz bir bayrak.”