Banu Bakır

Banu Bakır
@Banii
7 okur puanı
Şubat 2021 tarihinde katıldı
İnsanın, tek başına olduğu ve hiç kimseyle konuşamadığı zaman bir şeye inanması çok zordur. İşte tam da o dönemde, Drogo, insanların her zaman birbirlerinden uzakta olduklarını fark etti, birisi acı çektiğinde, acısı sadece kendisine ait oluyor, hiç kimse o acıyı dindiremiyordu; bir insan acı çektiğinde, duydukları sevgi ne denli büyük olursa olsun, diğerlerinin bu yüzden acı çekmediklerini ve yaşamdaki yalnızlığı işte bu durumun oluşturduğunu fark etti.
Kitleler her zaman böyledir diye karşılık verdi Ömer. ‘Belirsizlikten her zaman korkarlar, bu yüzden açık bir yalanı ulaşılmaz gerçeklere yeğ tutarlar. Hele bu yalanlar ne kadar ulvi ve yüksek olurlarsa, değerleri de o kadar artar.
Ve ilk haftalarda, aşklarıyla ilgili ellerinde gölgelerden başka bir şey kalmamasından yakınmaya eğilimliyken, sonradan, anılarda kalmış en ince renkleri bile kaybolunca bu gölgelerin daha da uçucu olabileceğini fark ettiler. Tüm bu ayrılık döneminde bir zamanlar kendilerine ait olan bu yakınlığı artık hayal edemiyorlar, her an elinin altında olabilen bir varlığın hemen yanı başlarında bir zamanlar nasıl yaşayabildiğini de düşünemiyorlardı artık. Bu açıdan bakıldığında, onlar da vebanın düzenine ayak uydurmuşlardı, veba etkili olduğu oranda vasatlığı da artıyordu. Aramızdan hiç kimsenin artık öyle coşkulu duyguları yoktu. Herkes tekdüze duygular içindeydi. “Artık bunun sonu gelmeli,” diyordu yurttaşlarımız, çünkü felaket zamanında ortak acıların son bulmasını dilemek normaldir ve onlar gerçekten de bunun son bulmasını diliyorlardı. Ama tüm bunları abartısız ya da başlangıçtaki burukluk duygusuyla ve hâlâ bizim için kesinliği bulunan tek tük bazı nedenlerle söylüyorlardı. İlk haftaların deli coşkusu, yerini bir çöküntüye bırakmıştı, ama bunu boyun eğiş olarak görmek doğru olmaz, geçici bir razı olma durumundan çok başka bir şey değildi. Şunu belirtmek gerekir, veba sevme gücünü ve hatta dostluk duygusunu herkesin elinden almıştı. Çünkü aşkın biraz olsun geleceğe gereksinimi vardır ve bizler için kısa anlardan başka bir şey yoktu artık.
Edebiyat
Her iş doğal gidişini takip eder... Doğduğu zaman binlerce rublesi olan, bu servet içinde büyümüştür... Gözü doymuştur... Daha fazla kazanamaz ve kazanmak istemez... Çünkü, istediği her şeye sahiptir... İnsan, her işe, ortasından değil, başından başlamak zorundadır.. Yani, rubleden değil, kapikten başlamalıdır!.. Yukarıdan değil, aşağıdan başlamalıdır... Ve işte ancak o zaman, insanlar ve hayat gereğince öğrenilir... Gayret ve cesaret sahibi olunur... Önüne çıkan engelleri yıktıkça ruh da adamakıllı kuvvetlenir.. Emin olunuz ki, böyle hareket edildiği zaman daha az yanılma ihtimali vardır... Yürüdüğünüz yolun dikenleri elbisenizi yırtmazlar... Buna inanınız... gerçektir bu sözlerim. İnsan bir işe ortasından değil başından başlamalıdır. Bana; yüz bin ruble veriniz, hemen zengin oluvereyim!" diyen adamın sözüne hiç güvenmeyin...Böyle bir adam, zengin olmak hırsıyla parayı, kâr getirecek işlere yatırmaz. Gelişi güzel kullanır, şans işi gider... Ve sonuçta top atar... Herhalde, işe bir ka-pikle başlamalıdır."
Sayfa 454·Kitabı okudu