"Sen de kötü biri olabilirsin, evet, ama olmamayı tercih edeceksin. İyi biri olmayı tercih edeceksin. Aklına kötülük gelebilir, ama sen yapmamayı tercih edeceksin. Aklına yalan gelebilir, ama sen dürüst olmayı tercih edeceksin. Hayat tercihlerden ibarettir oğlum. Herkesin önüne kötü ve iyi seçenekler gelir, hangisini seçersen oraya doğru yürürsün. Hayatını kötülüğe mi iyiliğe mi götüreceğini sen seçersin."
Çalışan anne baba çocuğu... yine "kim bakacak şimdi bu çocucuğa " dedikleri bir akşam
büyümüşte küçülmüş ya da büyüdüğünü ispat etmeye çalışan bir delikanlı başından geçen olaylar...
Şermin Yaşar kaleminden en yeni bir kitap. Büyüdüm Ben! :)
"Kafamı toplayamıyorum, evi toplayamıyorum, hayatımı toplayamıyorum. Uykusuzum."
kitaptan bir alıntı ama ne yalan söyleyim kimi zaman böyle hissettiğimiz olmuyor mu? depresyona girmeden hemen kitaplıkta buluyorum soluğu işte tam bu kıvamdayken ruh halimi toparlayacak okumalardan oluyor ilk genç serilerinden öykü kitapları...
"Ne garip insanlar mutlu olduklarında ve işler istedikleri gibi gittiğinde hiçbir şeyi sorgulamıyorlar. "
Büyüdüm Ben! çocukların ne kadar güçlü olduğunu ama aynı zamanda ne kadar korunmaya ihtiyaç duyduklarını, sorumluluk ile yükün arasındaki ince çizgiyi ve iyi niyetle örülen bir yalanın nasıl döküldüğünü anlatan sıcak ve cesur bir hikâye.
Bitti o bebeklik günleri... Bitti o agucuk bugucuklar... Bitti dur yavrum ben yaparımlar... Bitti o sen küçücüksün, miniciksinler... Bitti o hanimişler... Bitti aman da aman kim gelmiiiiişler... Bitti o günler bitti! Hoş geldin büyüdüğümün farkına vardığım günler... Hoş geldin kendi başımın çaresine bakmalar... Hoş geldin kendi söküğünü dikmeler... Hoş geldin gerçek hayat!
unutmadan;
"Çocukların nasihatten çok, iyi örneklere ihtiyaçları vardır. "
ve düşündürücü diğer
"Kimin hayatında yanlış yaşanmış bir aşk yoktu ki?"
Ayfer Tunç kaleminden Aziz Bey Hadisesi can çağdaş'tan ince olmasına rağmen bir solukta okuyup sindirebileceğiniz bir roman değil. Çünkü Ayfer Tunç anlatımı diye bir gerçeklik var. Satır aralarında kendinize bir yer bulmanızda mümkün, aynaya bakar gibi hissetmeniz de. Aziz beye çok şaşkınım... Boşa gecen bir ömür, kayıplar, pişmanlıklar, hayeller, kırgınlıklar, kızgınlıklar belki de pişmanlıklar... Oysa herkes bir kere geliyor bu dünyaya!
"İnsan birini sevmeli hemde çok sevmeliydi..." kabul.
Herşeye rağmen herkese rağmen ...
Peki hayatında bir daha asla telafisi olamayacak kayıplarına rağmen yine de tercih eder miydi?
"Sevildiğini sanmış ve yanılmış olmaktan çok utanıyordu. Ölebilseydi eğer bunu tercih ederdi."
Bundan sonra omuzlarına yüklenecek yükleri olacaktı ama o yine de kendi bildiğini yapacak burnunun dikine gidecekti sonuna dek... Duygu selimiz de burada başlayacak kimi zaman kızacak kimi zaman üzülecek.
özetle...
"Güneşten ağır ağır gölgeye çekilir gibi, pek de anlamadan akşam olur gibi, ışıklı, neşeli bir yüzden kederlere geçti Aziz Bey.
Kederli bir mazisi oldu.
Burnu havada, başı dikti hep.
Başka türlü yaşamayı beceremediyse de, o gece, Haliç’in kirli sularına bakarken anladı ki hep öyle, burnu dik yaşadığını sanmış.
Oysa şiddetle yanılmış.
Ve yine anladı ki hayatı tümüyle bir yanılgıymış."
PEKİ HATA KİMDEYDİ?
"Var olan bir şeye yokmuş gibi davranmak mı ?"
"Yok olan bir şeyi varmış gibi yaşamak mı ?"
Bu ülkede insanlar yan yana durabilir ama birbirlerine varamazlar.
Konuşmalar yarım kalır, cümleler içe doğru çöker.
Zaman ileriye gitmez; daireler çizer.
Hatırlamak iyileştirmez,unutmak kurtarmaz.
Burası "Yokluk Ülkesi'dir."
Bu romanı okurken olup biteni gerçek mi hayal mi diye ayırmaya çalışmayın!
Yokluk ülkesinde bunlar birbirinden ayrılmaz.Bazen zihnin kurduğu şey yaşanandan daha gerçektir.
Ve hayatın bir döneminde "YOKLUK ÜLKESİ'nden herkesin geçtiğini yazarımız iddia eder.
PetrikorJonah Axon rumuzunu kullanarak yazan yazar limera yayınlarından roman türünde yazılmış bir kitap.
Petrikor, uzun süren kuraklığın ardından yağan ilk yağmurla birlikte topraktan yükselen o karakteristik, ferah ve topraksı kokuya verilen bilimsel isimdir sözlükteki tanımı.
Kökeni: Antik Yunanca’da "taş" anlamına gelen petra ve Yunan mitolojisinde tanrıların damarlarında dolaştığına inanılan sıvı ihor (ichor) kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir araştırırken denk geldiğim bir başka bilgi.
Kitapta isimsiz olarak kadın karakter, erkek karakter ve olay örgüsü ile gezegenler arasında bağ Oasis ve Lapis ve süpriz son…
"Vücudumuzdaki organların çoğu çift yaratılmışken kalbin tek yaratılması... tesadüf müdür?"
"İnsanın kalbi ne kadar büyüktür gerçekten?
Bir kalp ne kadar şeyi içine alabilir, kaç kişiyi sevebilir, kaç acıyı, kaç sevinci taşıyabilir?"
Bir eşini bulmalı tabiki.
Sonuçta herşey " DENGİ DENGİNE "
Herkes bu konuda şanslı olamıyor malesef.
Ofis ortamında gelişen sağlam iletişimden yoksun bir ilişki sayfalar boyunca bir neden bulmak için nefes kesen okuma.
Gelgitlerle dolu. Netlikten yoksun... Planlı hareketler, kontrole bağlı davranışlar, duygularına hakim olma çabası... neden
Ah melek! Kopar al o küçücük çiçekli şifa otunu.
Bir vazo yap, sakla onu! Bizlere henüz gizli kalan
Sevinçlerin arasına koy, öv onu, çiçeksi, şen bir yazıyla:
“Subrisio Saltat”