"Kitap okumanın en çok hangi yanını seviyorsunuz" dedi Grace.
Anderson düşündü "bir trene ya da bir gemiye binmeden bir yere gitmek, yeni ve muhteşem dünyalar keşfetmek gibidir. Size ait olmayan bir hayatı yaşama ve her şeyi bir başkasının bakış açısından görme fırsatıdır. Başarısızlıkların sonuçlarıyla yüzleşmeden, en iyi ne şekilde başarılı olabileceğinizi öğrenmektir. Bence hepimizin içinde bir hiçlik, doldurulmayı bekleyen bir boşluk var. Benim için bunu dolduran şey kitaplar ve anlatrıkları deneyimler."
Biliyor musun? Herkesin aynı derecede beğeneceği bir kitap olamaz. Ve olsa bile ona kötü kitap denir. İnsan herkesle arkadaş olamaz çünkü herkes farklı farklıdır. Ve o zaman insan kişiliksiz olur, kenarsız, köşesiz. Fakat o zaman bile insanlar o kişiden hoşlanmaz çünkü onlara kenarlar köşeler gereklidir. Anladın mı? Her insanın başka başka kitaplara ihtiyacı vardır. Çünkü birinin tüm kalbiyle sevdiği şey, bir başkasına hiçbir şey ifade etmez.
İnsanın ne okuduğu değil, okuması önemli. Basılı her yayın için Carl bu söylemin altına imzasını atmazdı çünkü kitap kapaklarının arasındaki bazı düşünceler zehirli de olabilirdi ama kâğıttakinin şifalı olması çok daha sık rastlanılan bir gerçekti.