Yıllar öncesi okuduktan sonra , üzerine bir not ile kütüphaneme kaldırdığım en iddialı kitaplarımdan birisi...
Bu kitabı okumadan önce, Aralıksız olarak sürecek bir imge bombardımanına hazır olun.
ilk bölümde kullanılan benzetmeler başınızı döndürecek pes etmeyin!
2. Bölümde adeta kitaba sarılacak ve bırakmak istemeyeceksiniz.
sonunda ise yaşanan kafa karışıklığı, duyulan hayranlık ile tekrar okunması için kütüphanenizde sıraya girecektir.
Sana en ben halimle geldim.
Bir kusurum varsa gör, öyle sev istedim.
Yakışmadım mı hayatına?
Öyle şeyler fısıldadın ki kulağıma,
Bir anlığına
Çok yakışıyorum sandım da.
Bugün de kimsenin vakti yok Dünya’nın ince işleriyle uğraşmaya...
Kaba kaba elleriyle, hoyrat sözleriyle, kim bilir nelerin peşine düştüler sabahın bu saatinde...
Kimsenin vakti yok, zarif sözlere, nazik göz süzmelere; işleri var, koşacaklarmış paranın peşinde...
Bugün kimsenin vakti yok, denizi, gökyüzünü seyretmeye; gidecekleri yerler varmış, bilmeden nereye...
Kimsenin vakti yok şükretmeye,
bildikleri var, inandıkları var, vakitleri yok...
Kimsenin vakti yok düşünmeye...
Kafaları o kadar dolu ki; durup çıkamazlar temize...
Işıklı bir yer bulamazlar karanlığın içinde...
Kimsenin vakti yok...
Ne yapsın zavallılar olmayan vakit için;
Suç vakitte...
Kimsenin vakti yok bütün bunları bilmeye...
#sevgi #sevgininsesi