Adı:
Fi
Alt başlık:
1. Kitap
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
584
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051852799
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Fi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Fi
Fi
Fi
Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere ve çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.

Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?
600 syf.
·1 günde·5/10
Popüler kültürün eseri desem doğru olur sanırım Fi için. Ben de meraktan, edindim ve sadece iki saat on beş dakikada bitirdim kitabı.
Öyle dikkat kesilerek, aman bir şeyler kaçırmayayım diyerek okunan kitaplardan değildi. Sanki yazar bir boşluk yaşarken bu halk ne okur acaba derken yazmış kitabı.
O kadar çok okundu ki belki insanların bir bildiği vardır diyerek okudum ben de. Merak etmektense, fikir sahibi oldum diyerek boşa geçen iki saatime üzülmeyeceğim şimdi.
Bir dansçı, bir müzisyen ve bir psikolog arasındaki takıntılı ve bir o kadar da bayıcı ilişkiyi anlatıyor Fi. Can Manay karakteri hem hoca hem ünlü hem de tabiri caizse sapık. Duru desen kendi fikirleri olmayan, başkalarının yolundan ilerleyen tipik bir insan. Insanların gözlerinde parıltılarla okudukları kitabın hiçbir tutulacak yanının olmadığını farkederek, okumayın diyorum. Ben yaptım siz yapmayın.
600 syf.
·25 günde·6/10
Karakterlere yüklenen tanrısallık, anlatımı durdurup verilen hayat dersleri, birbirinden kopuk zaman ve mekan algısı ile kapağın ve popülerliğinin hakkını verememiş. Kendimden birşeyler bulduğum karakterlerin bile kendi içinde çelişen ifadeleri ile yoran, her ne kadar tüm hikayeleri yarım bırakmış olsa da serinin diğer kitaplarına istekle geçmemi sağlayamayan bir kitap. Akışın sağlanamadığı yerlerde cinsellik vurguları abartılmış ve çoğu zamanda karaktere ters tutumlar sergilenmiş. Şairane bir kaç cümlesi ile alıntıları sayfalarımızı süsleyecek bir kitap olmaktan ileri gidemeyeceğini düşünüyorum.
  • Çi
    8.1/10 (1.600 Oy)1.687 beğeni6.236 okunma825 alıntı30.463 gösterim
  • Pi
    8.3/10 (1.480 Oy)1.662 beğeni5.442 okunma1.444 alıntı43.627 gösterim
  • Adı: Aylin
    8.1/10 (1.526 Oy)1.436 beğeni7.596 okunma195 alıntı23.507 gösterim
  • Mutluluk
    8.3/10 (2.045 Oy)2.303 beğeni9.354 okunma1.553 alıntı37.665 gösterim
  • Cehennem
    8.6/10 (2.604 Oy)2.604 beğeni9.677 okunma786 alıntı29.205 gösterim
  • Mart Menekşeleri
    8.3/10 (1.981 Oy)2.028 beğeni8.315 okunma387 alıntı32.022 gösterim
  • Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
    7.7/10 (2.613 Oy)2.687 beğeni9.732 okunma1.206 alıntı91.517 gösterim
  • İskender
    7.7/10 (1.711 Oy)1.510 beğeni8.654 okunma654 alıntı20.421 gösterim
  • Beyoğlu Rapsodisi
    8.2/10 (1.906 Oy)1.812 beğeni8.339 okunma753 alıntı20.801 gösterim
  • Ve Dağlar Yankılandı
    7.8/10 (2.237 Oy)2.191 beğeni9.219 okunma1.426 alıntı35.486 gösterim
600 syf.
·Beğendi·9/10
10 puanı daima klasiklerin hak ettiği inancım olmasa kesinlikle Fi'ye de bu puanı verirdim.İnanılmazdı!..(Bu noktada o denli duraksadım ki.Halbuki yazacağım yorumu an be an planlamıştım.)Bu bir aşk romanı değil. Bu bir kişisel gelişim romanı da değil. Belki bir macera romanı diyebilirim okuyanı kendi içinde ve yaşadığı çevrede, canını acıtacak olsa bile, sorgulamaya iten bir içsel macera.Temelde 7 ana karakter üzerinden giden, ama diğer karakterlerin dahil oluşunun da en az ana karakterler kadar derinlemesine işlendiği ve irdelendiği bir roman. Psikolojinin romanın muhteşem kurgusunda dantel dantel örülüşü dahiyaneydi. Üç kitaplık bir seride yazarın zekasını aynı incelikle sergilemeyi başarması halinde kendisini ayakta alkışlayacağıma eminim. (Çi'ye bugün başlayacağım için ileriye dönük bir beklenti dile getirdim.)Hayatımda bir ktiabıma kıyarak ilk defa satırların altını kurşun kalemle çizme isteğimi gemleyemedim. Çünkü o denli düşündürücü, can alıcı tespit ve iddia vardı ki bir kenara not etmeyle başa çıkamayacağımı romanın daha ilk bölümünden anladım.Romanın içeriğine değinmem gerekli biliyorum ama yazarın birikimini, dünya görüşünü, kaleminin ustalığını aynı seçkinlik ve başarıda yansıtamayacağım kaygısıyla ne karakterlerinden ne de olaylardan bahsetmeye cesaret edemiyorum.Altını sadece kendim için çizdiğim bölümler dışında paylaşmak istediğim o kadar çok satır, paragraf var ki sık sık karşınıza Fi'den alıntılarla çıkarak bu değerlendirmemde ne demek istediğimi ancak böyle anlatabileceğim gibi hissediyorum.Sadece romanın bir bölümünde geçen bir gösteriden bahsetmezsem zaten romanın bende yarattığı etkiyi yeterince dile getirememişlik duygum iyice tavan yapacak. Konservatuar öğrencilerinin yıl sonu için hazırladıkları gösterinin anlatımının olduğu bölüm...Bir hayal bu denli nasıl canlı tasvir edilebilir bilmiyorum. Gözlerimi kapatmaya ihtiyaç duymadım orada o gösteriyi izleyenler arasında olmak için. Su gibi akan, akarken içmeye doyamayacağınız, doyamadıkça bitmesinden çekineceğiniz bir roman bence.Okudukça yaşama şeklinizi, ilişkilerinizin derinliğini, zamanı kullanış tarzınızı...kısaca var olma lütfunuzu değerlendirme biçiminizi sık sık sorgulayacağınız bir roman. Yazarın iddia ettiği gibi cesaretiniz varsa okuyun!
600 syf.
·32 günde·Beğendi·9/10
Öncelikle yazarın genel kültürüne ve bilgisine hayran kaldım. İçinde bulunduğumuz dünya için de tespitleri çok doğru.
Kitap adeta bir kişisel gelişim kitabı gibi. Ülkemizde içinde bulunduğumuz çirkin dünyayı ve bu dünyada dönen dolapları çok güzel aktarmış. Okunmalı bence...
600 syf.
·6/10
Hızlı ve rahat okunan bir roman olmasına rağmen içerik açısından oldukça yapay ve sıradan buldum. Özellikle cinsellik içeren bölümler okuyucu çekmek adına zoraki kurgulanmış hissi veriyor. Roman içinde akmıyor ve okuyucuyu rahatsız ediyor. Romanı yapay bulmamın bir diğer sebebi ise tüm karakterlerin abartılı kişilikler olması ve hepsinin fırsatını bulduğunda felsefe yapması, üstelik bunu da aynı dili kullanarak yapması. Hepsi birbirinden farklı kişilikler olarak anlatılmasına rağmen konuştuklarında sanki tek bir kişiyi dinliyor gibi hissettim. Anlatılan karakterler ağızlarını açtıklarında aynı kişilere dönüşüyor gibiydiler.
Yazarın; zeka ve cinsellik, toprağa / doğaya dönüş, insanın doyumsuzluğu ve bencilliği ile ilgili aslında mantıklı ve ilginç çıkarımları bulunmasına rağmen bu konular abartılı karakterlerin gölgesinde kalmış. Fikirlerdense karakterlere odaklanması romanı sıradanlaştıran bir etki yaratmış.
Romanda orijinal bulduğum ve okurken keyif aldığım tek bölüm “dengelenme” ile ilgili bölümdü. Yazar okuyucuya anlatmak istediklerini, bu bölümde olduğu gibi satış kaygısı gütmeden gereksiz cinsellik bölümleri kullanmadan verebilseydi çok daha etkili olabilirdi.
Romandan neler çıkarttığıma gelince... Psikoloğa gitmeden önce çok iyi düşünmek gerektiğini gördüm. İyi bir psikolog kendisine danışan kişide bağımlılık yaratmadan yardımcı olabilmelidir. Ticari kaygılarıyla bu dengeyi koruyamayan ya da korumayan psikologların insanın üzerinde bırakacağı etki kişiyi daha problemli hale getirebilir.
600 syf.
·9/10
Kitabı ismini ilginç bulduğum almıştım. Meğer çok popülermiş. Sonradan yirminin üzerinde baskısı yapıldı. Her ne kadar popülaritesi cinsellik barındıran cümlelerine dayansa da, grinin elli tonu kitabıyla aynı kategoriye konulsa da serinin tamamını okuyanlar durumun böyle olmadığını bilirler.

Biraz kişisel gelişim türü rastladım kitapta. Evet çok cüretkar açık ifade edilen bir kitap. Ama cinsellikten ziyade öğrenebilecek değişik türde bilgiler ve çevremizde pekte rastlayamadığımız karakterler barındırıyor. Hızlı okunan üzerinde fazla düşündürmeyen bir yapıt.

Kitap karakterlerinin kendi dünyalarındaki iç savaşları çok güzel anlatılmış. Ara sıra sizde kendinizi onların yerine koyup ben olsam böyle yapardım diyorsunuz. Etiyle Canın yoğun psikoloji seanslarından sıkıldığımı da itiraf edeyim.

NOT: Dizisini de cok merak ediyorum ancak Can Manayı sapık olarak göstermişler diye duydum. kafamdaki Can Manay karakterini yıkmamak için izlemek istemiyorum.
600 syf.
·5 günde·5/10
Kitabın popülerliğini bildiğim, ne anlattığına aşina olduğum, dizisininde izlendiğini bildiğim için kitabı kütüphanede görünce okumaya karar verdim. Bu serinin devamını da hemen okuyacağım. Ama okumamın tek sebebi seriyi yarım bırakmayı sevmediğimden. Azra Kohen'in gerçekten zeki bir insan olduğunu düşünüyorum Aeden kitabını da zekice bulmuştum. Bu kitap psikolojik tahlilleriyle mükemmel ama uzatılmak için saçmalanmış yerleri olan bir kitap benim için. Karakterler ve onların analizleri, psikolojileri tam oturmuş yerli yerinde ki bu yazarın mesleğinin ona getirdiği avantaj. Yalnız bu karakterlerin iyi analiz edilmiş olması altı yüz sayfalık bir kitabı mükemmel yapmıyor. Fazla cesurca yazılmak istenmiş bu kitabının serisini okuyacak olmam dediğim gibi yarım bırakmak istemememden. Yoksa mutlaka okunması gereken bir kitaptır demiyorum, diyemem de. Okuyacaklar için iyi okumalar..
600 syf.
·Puan vermedi
İnsanların bir çoğu her şeyin en iyisini ister kimisinin hakkıdır, kimisinin değildir...
İnsanlar hakkı olmayanı istemek konusunda eşsiz haklara sahip kendilerine göre. Kitaptaki kahramanlar, dizide ki ya da filmde ki oyuncular vs. bizden hiçbir farkları yok. Çünkü herkes oyuncu hatta bir film ya da kitap kahramanı olamayacak kadar.
Oyunun ne olduğunu önce saklambaç, Körebe, Evcilik denen şeylerle öğretiliyor sonrası ne mi oluyor; olgunluk dönemi gelmiş, akıllar bi hayli gelişmiş lakin hala oyun oynanıyor sanmayın ki çocukluk oyunları ilk aşamalar. Ne yazık ki fesatlık, arkadan iş çevirme ve daha niceleri.
Zorlayan bir dile sahip değil, yeni dönem edebiyat akımı bir eser.
Fi denince aklıma aşk, takıntı, masumluktan bozma fesatlık geliyor ki öyleymiş.
Duru yetenekli, herkesin önünde boy göstermesini seven dansçı bir kız. Hocası erkek arkadaşı oluyor. Aynı ev, aynı hayat, aynı oda... paylaşmak konusunda hiçbir sıkıntıları yok. Can Manay, kadınlara genel anlamda ilgisi olan, disiplin manyağının teki. Başka bir dille hasta... Deniz ve Can öğretim üyesi olarak yer almakta ama Can aynı zamanda tanınan ünlü programcı. Başlarda çok düzgün bir imajı var ama ne yazık ki sonralarda her insan gibi kimliğini sonunda belli ediyor. Duru' ya aşık olur lakin bunu belli süre sonra hastalık haline getirir. Can Manay' ın ilgisini Duru farketmez. Deniz ile zaten dolu dizgin bir aşk yaşamaktadır. O aşkı yaşarken dışarıdan neyin ne olduğu kimsenin umurunda olmaz; Can Manay' lar dışında. Can Manay' ın temiz bir geçmişi yoktur. Aşkın var oluşu bir çok şeyi gün yüzüne çıkarma korkusu vardır. Bunu farkeden gazeteci kıza kadar. Üçlü aşk üçgeni bu şekilde devam ediyor. Aksiyon, aşk, heyecan, oyun her türlü gerçek duyguyu bu kitapta bulabilirsiniz. Hatta insan kelimesinin tam anlamı bu kitapta yer alabilir.
Bazı oyunlar, masum duyguları bastırabiliyor. Var ile yok arasında sadece yoklar oynanıyor. İnsan, insan olmak dışında her şey olabiliyor. Hak etmeden bir çok şeyi istiyor, istemekle kalmıyor ve bununla da yetinemiyor. İnsan işte bu yüzden kötülüklerin en tehlikelisi olarak biliniyor. Kitap kahramanları ve dizi oyuncuları vs. Bunların yanında hiç bir şey oluyor.
İyi okumalar.
600 syf.
·7/10
Tabii ki öncelikle alıp okuma nedenim popüler ve yoğun ilgi duyulmasıydı. Bende merakımdan alıp okudum. Evet ilk başlarda sardı, akıp geçti fakat zaman zaman durdu, sıktı ve cinsellikten de sıkça bahsetmesi beni ilgisiz kıldı. Kitaplardaki cinsel içeriğe karşı değilim ama bu kitaptaki bahsedilenler olayların hep üstünde kaldı, ana tema sadece o amaçla yazılmış gibi hissettim. Ne kadar bunlar beni rahatsız etsede hikayeyi beğendim. Başarılı bir kitap olmuş.
600 syf.
·Beğendi·2/10
Okuyup vakit kaybetmenizi kesinlikle istemem. Kitabın içinden çıkarabileceğiniz bir ders ne bileyim herhangi bir anafikir "Aa bak bu da böyleymiş" diye şaşıracağınız bir bilgi vs hiçbir şey yok. Sadece çarpık ilişkiler, çarpık aşklar konu edinmiş. Dilinden bahsedecek olursam son derece basit. Hiçbir cümlede "Burada ne demek istemiş?" diye oturup düşünmüyor seri bir şekilde okuyorsun.
İkinci kitabı da okudum belki fikrim değişir dedim. Ama nafile. Üçüncü kitabı okumadan hepsini aynen aldığım yere iade ettim ve yerine Serenad gibi sayfayı çevirdikçe yeni bir bilgi öğrendiğim, sürekli araştıracağım diye notlar aldığım bir kitap aldım.
600 syf.
·5 günde
Kitapta farklı yaşamlar süren karakterlerin ilginç öyküleri kurgulanmış. Toplumun veya çevresindeki bireyler tarafından mükemmel algılanan, düşünülen veya öyle görülen bu insanların aslında nasıl acınası ve zavallı yaratıklar ya da tam tersi toplum tarafından görülmeyen silik tiplerin nasıl dolu insanlar olabileceğini, kurgusuna anlaşılır bir uslüpla felsefe ve psikoloji katılarak sürükleyici bir şekilde, insanda merak uyandırarak anlatılıyor. Ayrıca ünlüler dünyasının renkli görüntüsünün arkasına saklanan kokuşmuşluğundan da bahsedilen kitapta, benim düşüncelerime yakın hatta aynı olan bazı söylemler mevcut (özellikle Bilge'nin).
Yazarın sık sık kullandığı, geleceğe dair verdiği bazı ufak ve merak uyandıran bilgiler, ne olacağının ipucunu vermekle birlikte, nasıl olacağını düşündürüyor. Benim hoşuma gitti. Yazar kitapta malesef insanların söyledikleri ve inandıklarının, yaptıkları ile uymadığını bir çok örnekte karşımıza çıkarmış.
Beğendiğim bölümlerin yanı sıra hoşlanmadığım bazı kısımlar da mevcuttu kitapta. Özellikle insan tanımlamalarında sürekli Tanrı benzetmesi geçmesi benim açımdan çok rahatsız ediciydi.
Şimdiye kadar okuduğum kitapların bir çoğunda beğendiğim, yargıladığım, rahatsız olduğum karakterler olmuştur. Fakat bu kitaptaki Can Manay'a sinir olduğum kadar kimseye olmadım sanırım. Bir de Doğru'nun babası var. Beni asıl sarsan böyle iğrenç insanların toplum içinde, normal insan maskesi altında aramızda dolaşma ihtimali.
Genel olarak bakınca tam beğenme sınırındayım. Çi ve Pi'yi okuduktan sonra puanımı değiştirebilirim. Sanki,  farklı bir amaç güdülerek yazılmış, empoze edilmek istenen bir şeyler varmış gibi hissediyorum. Bakalım belki benim hüsnü kuruntumdur.
Derin felsefe, psikoloji ve edebi bir eser arayanlar istediklerini bulamazlar fakat bunları sıkmadan, kolay anlaşılır şekilde okumak isteyenler için tavsiye edebilirim. 1k'da ki sevgili Nur hanım ve Çiğdem hanım'ın tavsiyesi ile serinin diğer kitaplarını da almıştım. İyi ki de aldırdınız kızlar hemen Çi'ye başlıyorum :)
600 syf.
Azra ablamız oturmuş bir koltuğa ve demiş ki; E. L. James adlı yazar Grinin elli tonu ile rekorlara imza atmış. Benim ne eksiğim var? Ben de en az onun kadar sex yazabilirim, demiş. Başlamış yazmaya. Tabi yazarken birkaç göz boyayıcı "aşk edebiyat cümleleri" de katmış ki, edebiyat anladığını zanneden okurlar (!) bu kitabın sadece bir sex kitabı olduğunu anlamasınlar. İyi de düşünmüş mü? Kesinlikle evet.

1k da kitap arayışı içindeyken binlerce okur okumuş diye ben de okuyayım dedim. Başladım okumaya. Bitirince ne okudum dediğim bir kitap oldu. Baştan aşağı saçmalık ve entrikalarla dolu. Baş karakterlerin aklında olan tek şey "sex". Üstüne üstlük bu durumu yazar " Aşk" olarak adlandırmış. Valla yazık. Böyle bir kitabın bu kadar okunduğunu görse; Reşat Nuri Güntekin'in mezarda kemikleri sızlardı. Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna kitabını yazmaktan pişman olurdu. Bir de devam kitapları varmış bu kitabın. Okur muyum? Tabii ki de hayır. Etiket fiyatına ne demeli? 40+ liraya satılıyor. Allah akıl fikir versin bu kitaba 10 puan verene. Ben o on puanı Sabahattin Ali, Reşat Nuri ye veririm arkadaş! Değerli yazarlarımızı bırakıp şu boş beleşleri okumayın. 600 sayfalık bu kitabı okuyacağım zamana Reşat Nuri Okur; üstüne de Nâzım Hikmet çekerdim. Yanına da kahve, ohh misss...

Kitabı birkaç gün önce bitirdim ama inanın okudum diye işaretlemek bile aklıma gelmedi. Bu incelemeyi de okur arkadaşlarım bilgilensin diye yazdım. Dileyen katılır fikirlerime dinlemeyen de katılmaz. Ama ne olursa olsun hoş görülü olalım.

Dip not: Kitaba puanım; 1
"Dışarıdan delilik olarak görülebilen şeyler, içine girildiğinde hak verilen durumlar haline gelebiliyordu bu hayatta. Sadece bakış açınızı değiştirmeniz yeterliydi."
Hayat ne tuhaftı. Hep en korktuğumuz şeyleri karşımıza çıkarır, sonra suratımıza yapıştırırdı.
Bu yüzyılda insanlar motivasyonlarla değil, olaylarla ilgilenmeyi seçiyorlardı, işte bu bile dünyanın kendi çevresinde döndüğünün kanıtıydı. Dönüp duran, kendini tekrarlayan bir düzen içinde kaybolmuş ruhlar.
Akilah Azra Kohen
Sayfa 108 - Destek Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fi
Alt başlık:
1. Kitap
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
584
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051852799
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Fi
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Everest Yayınları
Baskılar:
Fi
Fi
Fi
Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere ve çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır.

Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?

Kitabı okuyanlar 7.937 okur

  • Serra Arslan
  • Dudu Ay
  • Neslihan Tiryaki
  • Meltem Bayram
  • Ekin Baylan
  • Nurgul kucuk
  • Beyefendi
  • Emrullah ak
  • Sibel Vatansever
  • Gizem Tatlı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%46.2
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%0
25-34 Yaş
%15.4
35-44 Yaş
%15.4
45-54 Yaş
%23.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80.5
Erkek
%19.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.2 (49)
9
%1 (23)
8
%1.3 (29)
7
%0.8 (17)
6
%0.5 (12)
5
%0.2 (4)
4
%0.2 (4)
3
%0.1 (3)
2
%0
1
%0.1 (2)

Kitabın sıralamaları