Beyza Kuşkaya

Beyza Kuşkaya
Öğrenci
2003
67 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·249 syf.··
2024 3. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2024 22:39
Thomas More 1516 yılında döneminden beklenmeyecek bir öngörüyle bu kıymetli kitabı yazmış. İsmini "Utopia" yani olmayan yer koymuş. Yazarımız başka yerlerde de bu tarz hicvlere başvurmuş; denizci Raphael Hythloday' ın ikinci ismi "geveze, boş konuşan"; Utopia' yı ikiye böldüğü söylenen nehrin ismi olan Anyder "suyu olmayan" ve başkent olan Ameraute da "açık seçik görülemeyen" anlamlarına geliyor. Thomas More' u tanıyanlar onun karakterinin gerçek hayatta da alaycı ve şakaya vuran bir yapıya sahip olduğunu söylüyorlar. O yüzden bu kitabı gerçekten öngördüğü haliyle en ideal devlet düzeni olarak mı kaleme almış yoksa ideal bir devlet yapısının mümkün olmayacağını alaycı üslubuyla ispatlamaya mı çalışmış hiçbir zaman emin olamayacağız. Bazı kitapların yazarları, yazdıkları eserden daha kıymetlidir. O esere ses veren kişinin fikirleri ve tecrübeleri çevresindekilerden ayrışır ve yüzyıllarca konuluşulan nitelikli eserler bırakırlar geriye. Thomas More da kesinlikle bu yazarlardan biri. Ve hayatını bilmeden bu kitabı anlamlı kılmak mümkün olmuyor. Thomas More Rönesans döneminde avukat bir babanın oğlu olarak dünyaya geliyor. Tüm dünya düzenin değiştiği bu yıllarda tarih, orta çağdan yeni kurtulmuş, papa ve kilise insanlar üzerindeki etkinliğini yavaş yavaş yitirmeye başlamıştır. Orta çağda insan günahkar olarak doğar ve bu hayatta mutlu olması mümkün değildir bilakis mutluluğu hak etmez. Ancak Rönesansla başlayan hümanizm akımıyla insanın mutluluğu ve istekleri ilk defa önemli olmaya başlamıştır. Ortaçağ, insanın özünün kötü olduğunu savunurken Rönesans, insanın özünün iyi olduğunu ve gerekli koşullar sağlandığı müddetçe insanların iyi kalacaklarını iddia eder. Thomas More da bir nevi bu iddiayı ispatlamak amacıyla Utopia kitabını kaleme almış ve en ideal toplum düzeninde;
Ütopya
UtopiaThomas More · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202024,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·288 syf.··
2024 2. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2024 00:00
Sanat 101Sanat 101 Eric GrzymkowskiEric Grzymkowski Sanat 101 benim sanat tarihinden okuduğum ilk kitaptı. Ancak kitabı yer yer o kadar yetersiz buldum ki eş zamanlı olarak Sanatın Kısa Öyküsü kitabını da temin edip bahsi geçen eser ve ressamları bir de oradan inceledim. Kitap gerçekten iddia ettiği gibi sanat tarihine başlangıç seviyesinde bir okuma sunuyor. Dili gayet hafif ve bölümlerde anlatacağı konuyu çok ayrıntısına girmeden özet halinde sunuyor. Her bölüm 2-3 sayfadan oluşuyor. O yüzden rahat bir okumaydı denebilir belki. Ancak beni yoran ve kitabı, araya başka okumalar sokarak neredeyse 2 ayda bitirmeme sebep olan en önemli nokta kitabın bir kronolojik sıra takip etmiyor olmasıydı. Kitabın giriş kısmında bunun bir sözlük gibi de kullanılabileceği yani dilediğimiz vakit aklımıza takılan bir ressam veya resimle ilgili bu kitabı açıp o bölümü okuyabileceğimiz açıklanıyor. Zannediyorum ki buna dayanarak kitabı hiç kategorize etme ve tarihsel bir sıralamaya sokma derdine düşmemişler. Ama bu da bir sayfada çok eski bir akımdan bahsedelirken bir sonraki sayfada Andy Warhol gibi bir pop art sanatçısının anlatılmasına kadar varmış. Bu da beni okuyucu olarak en çok rahatsız eden noktaydı. Dilerdim ki teknikler, akımlar gibi bölümler olsun ve onlar içinde de bir kronolojik sıra izlesin. Bunun dışında bir diğer rahatsız olduğum nokta sanat tarihi kitabı okumama rağmen kitabın ortasında yer alan 5 resimli sayfa dışında hiç resim bulunmaması oldu. O yüzden sürekli olarak ya telefondan ya da başka bir sanat kitabından faydalanmak zorunda kaldım. Elbette her resim eklenemezdi belki ama bir ressam anlatılırken çok bilinen eserlerinden en az birine yer verilmesini isterdim. Başka kaynaklara başvurmadan okuyup kendinize pek bir şey katamayacağınız için sanat tarihinden bir kitap okuyacaksanız bu olsun diyemem.
Sanat Tarihi
Sanat 101Eric Grzymkowski · Say Yayınları · 20151,225 okunma
8/10
·318 syf.··
Beğendi
·
2024 1. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2024 00:00
Semerkant kitabı 4 bölümden oluşuyor. İlk iki bölümde Ömer Hayyam' ın hayatına, Hasan Sabbah ve Nizamülmülk' le ilişkilerine değiniyor ve Hayyam' ın -hepsi beni müthiş bir edebi zevke sürükleyen- bolca dörtlüğüne yer veriliyor. Son iki bölümde ise daha yakın tarihte İran' ın başından geçenler anlatılıyor. İlk kısımla son kısmı ve aradan geçen bin küsür yılı birbirine bağlayan da Ömer Hayyam' ın Rubaiyat isimli yazması oluyor. İkinci kısımda bu yazma uğruna İran' a haftalar süren yolculuklar yapan ve kendini İran' ın iç politik çekişmelerinde bulan Amerikalı bir kurgu karakter işleniyor. Kitabın ilk yarısı ve son yarısı bende çok başka izlenimler bıraktı. İlk yarıda Ömer Hayyam' ı yakından izlemekten, olaylar karşısındaki tutumunu, hayata bakışını ve rubaiyatlarını okumaktan büyük keyif duydum. Yazarın üslubunun akıcılığı ve verdiği edebi keyif de keza ilk bölümde daha fazlaydı bence. Ancak yer yer Türk tarihini kötülemesi ve belki tarihi olayları yanlış aksettirecek kadar kurguyla harmanlamasından rahatsızlık duydum. İkinci kısım ise benim için hayal kırıklığıydı. Temelde Ömer Hayyam' ın Rubaiyat yazması bu iki bölümü bağlıyor olsa da bu yazmadan ikinci kısımda toplamda 5 sayfa ancak bahsediliyordur belki. Bu nedenle iki ayrı kitap okumuşum hissine kapılmadan edemedim. Bu 300 sayfaya tarihi anlamda önemi olan o kadar çok olay sığdırılmış ki bence çoğu hadise fazla yüzeysel işlenmiş. Bu kitabın aynı sayfa sayısında ama sadece ilk kısmı işlemesini çok isterdim. 300 sayfa boyunca Ömer Hayyam okumak bence bana ve birçok okuyucuya daha büyük bir keyif verirdi:) İkincisi kısımda İran' ın Meşrutiyet için verdiği savaş bizim de benzer yıllarda verdiğimiz savaşı çok anımsattı. Doğu' nun nasıl her zaman Batı' nın ve güçlü devletlerin kuklası olmaktan kurtulamadığını bir kez daha
Amin Maalouf
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,6bin okunma
7/10
·58 syf.··
2023 56. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2023 01:32
Ateş Yakmak Jack London' ın 3 kısa hikayesini içeren bir kitap. Yazarın Kuzey' de geçirdiği yılların eserleri için önemli bir esin kaynağı olduğunu Beyaz Diş, Kutup Yıldızı gibi kitaplarından biliyoruz. Nitekim bu kitapta da hikayeler kuzeyde geçiyor ve insanın temelde soğukla, ıssızlıkla, yalnızlıkla, açlıkla, kaybolmuşlukla, çaresizlikle ve ölüm korkusuyla mücadelesini ele alıyor. Kitaptaki 3 hikayeden ilk ikisi "To Build a Fire" adıyla 6 yıl arayla yazılmışlar. İlk iki hikayedeki temel akış, olayların sırası ve yaşananlar benzer ancak sonları ve üslupları çok farklı. Yazarın 6 yıl içinde yazım dilinin ne kadar değiştiğine şahit olduğumuz için benzer hikayeleri okumayı sevdim. Bu kıyasın daha doğru yapılabilmesi adına ilk yazılan eserin kitapta ilk hikaye olarak yer almasını tercih ederdim. Bu 3 hikaye içinde beni en çok etkileyense kesinlikle son hikaye oldu. İnsanın yaşamak uğruna gözden çıkarabileceklerini yazar çok tadında bir üslupla anlatmış. London öyle güzel yazmış ki sayfaları çevirdikçe kendinizi buzların arasında, dondurucu bir soğukla karşı karşıya kalmış bir halde buluyorsunuz. Birçok kez karakterlerin cevaplayamadıkları "Pes edip ölümün tatlı çekimine kapılmak mı yoksa son bir gayretle yaşama tutunmak mı?" sorusunu siz de soruyor ve öyle bir durumda ne yapacağınızı tasavvur ediyorsunuz. Çarpıcı sonlarıyla beni sarsan bir kitap oldu diyebilirim. Muhtemelen bundan sonra ne zaman Kuzey' in bahsi geçse London' ın bu eserini hatırlayıp irkileceğim:) Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim
Edebiyat & Roman
Ateş YakmakJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202516,2bin okunma
10/10
·1062 syf.··
Beğendi
·
2020 18. kitabı
125' in üstünde çok nitelikli yazar tarafından " Gelmiş geçmiş en iyi roman" seçilen bir kitaptan bahsediyoruz. Öyle büyük bir ünü var ki dünyadaki birçok insanın klasik dendiğinde aklına gelen ilk eserlerden biri. Çok kalın olması, rus edebiyatına ait olması ve halihazırda bir klasik olması ise birçok okurun gözünü korkutuyor. Okumayan bu geniş kitle ya da belki de okuduğu halde hiçbir şey anlamamış bir kitle tarafından aşk romanı olarak nitelendiğine şahit oluyoruz. Oysaki Anna Karenina aşk dışında çok başka konulardan da bahsediyor. Tolstoy bu kitabında; ölümü, aristokrasiyi, savaşı, toplumsal statüyü, yalanı, intiharı, dini, politikayı, aşkı ve daha birçok konuyu işliyor. Ancak en nihayetinde birbiriyle paralel ilerleyen iki ilişki olduğu söylenebilir. Bunlardan biri Anna' nın Vronskiy'le yaşadığı yasak aşk. Diğeri de geçmişte Vronskiy' nin sevdiği kız olan Kiti'nin, Levin'le ilişkisi. • Çoğu insan kitabın adından dolayı kitap boyunca yalnızca Anna Karenina'yı okuyacağı yanılgısına kapılıyor. Ama bakıldığında Anna, kitabın belki de yalnızca üçte birinde yer alıyor. Anna' dan sonra en çok işlenen karakter Levin. Birçok insanın kitapta Tolstoy' un kendisi olarak yer verdiğini düşündündüğü bir karakter. Onun üstünden; siyasetteki, eğitimdeki, tarımdaki, dindeki birçok tartışmaya yer vermiş yazar. Tolstoy'un hayatı okunduğunda da gerçekten Levin'le aralarında birçok benzer nokta olduğu göze çarpıyor. Levin karakterini genel olarak çok sevsem de Levin'in kendisinin değil de Tolstoy'un konuştuğunu hissettiğim bölümlerde biraz sıkıldım açıkcası. • Kitap boyunca çok farklı bölümleri çok farklı karakterlerin bakış açısıyla okuyoruz. Bir bölümde Anna' nin hislerine şahit olurken diğer bölümde Vronskiy'i ve yaşadıklarını okuyoruz. Anna'yı okurken Anna'ya, Vronskiy'i okurkense
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma