“Tanturalı Kadın”, Radvâ Âşûr’un 1948 Nakba’sında Tantura köyünden sürülen 14 yaşındaki Rukayye’nin çocukluktan yaşlılığa uzanan yaşamını, bireysel hafıza ile Filistin halkının kolektif acısını iç içe geçirerek anlattığı sarsıcı bir roman.Savaşın, sürgünün ve kaybın gölgesinde bile umut, direniş ve kimlik mücadelesinin sürdüğünü yalın ama derinden etkileyen bir dille aktarılıyor.Verilen karekodlarla o dönemin müziklerine ,yemeklerine ,giyinişine gidip duygulanıyorsunuz. Ayrıca sadece Filistin meselesini değil, savaşın insan ruhunda açtığı yaralar da evrensel bir şekilde anlatılıyor.Kitapla birlikte günümüzde yaşananları daha iyi anlamlandırıyor ve gözümüzünün önünde yaşanan insanlık dramından utanç duyuyorum.
“Franziska öyle bir arkadaşım ki, bir yerde karşıma çıktığı anda içimi neşe kaplar. Birbirimize komik şeyler söyleriz, güleriz, belki başkalarına anlatmayacağımız, ama kendi aramızda konuşulduğunda ikimize de ilginç gelen sıradan şeyleri paylaşırız ve vedalaşmadan önce mutlaka çok kısa sürede buluşmamız gerektiğini vurgularız.”
“Yoksa düşündüklerim, niyetlerim
Görünüşüme, davranışıma yansısaydı eğer,
Çok geçmez herkesin diline düşer, kargalar gagalardı beni,
Çünkü göründüğüm gibi değilim ben.”