Bilal Köse

Bilal Köse
Burası benim Bilo'grafim!
marketçi
2 Şubat
139 okur puanı
Aralık 2021 tarihinde katıldı
Charles Bukowski
Puan vermedi·268 syf.··
2024 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2024 04:17
Ekmek Arası, Charles Bukowski ile ilk tanışmam oldu ve bu yüzden oldukça şanslı hissediyorum kendimi. Kitaba benden önceki okurların övmesiyle beraber merakım gittikçe artmıştı. Sonunda okuyabildim… Yazarın zorlu yaşamını öğrenince böyle bir eserin ortaya çıkmasına hiç şaşmamalı. Henry Chinaski adında bir karakterimizin iki yaşından başlayıp üniversitenin sonuna kadar olan yaşamına takınlık ediyoruz. Oldukça soğuk ve alışılmışın dışında bir karakter. Aslında okurken bir ara Hakan Günday’ın Kinyas’ı veya Kayra’sı geldi aklıma. Oldukça umutsuz, amaçsız, sevgisiz… Kitabın sonunda mutlaka bir olay patlayacak beklentisi sardı beni sürekli. Sonundan tatmin olmadım diyebilirim ama yazar, en azından kendi karakteri için istediği sonu yazmış gibi. Yoksulluk teması üzerinde fazlasıyla durmuş ama gerektiği kadar hissettirememiş denebilir. Sürekli yoksul bir aile tablosu ama yaşantı olarak pek öyle görünmüyor ne yazık ki. Karakter için de aynı şeyi söyleyebiliriz. Yine de çok severek okuduğuma eminim. Yoksulluk Ekmek Arası ile ilgili güzel bir alıntı eklemeden bitirmek istemiyorum. “Çoğumuz yoksul ailelerden geliyordu, kötü besleniyorduk, ama bir şekilde devler gibi gelişmiştik. Ailelerimizden çok az sevgi almıştık, kimseden sevgi ve şefkat beklemiyorduk. Gülünçtük ama kimse yüzümüze gülmeye cesaret edemiyordu. Çocuk olmaktan sıkılmış, çok çabuk büyümüştük sanki.”
Edebiyat
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Hakan Günday ile bu kitapla tanışılmamalı.
Puan vermedi·533 syf.··
2023 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 09 Mart 2023 15:06
Öncelikle şunu söylemek istiyorum. Kitap gerçekten çok tuhaf. Bu kitap hakkında inceleme yazmak Oğuz Atay kitaplarına ön söz yazmaya benziyor sanki. O kadar zor ve çetrefilli. Kitabın içeriği ve karakterleri gibi... Hakan Günday ile bu kitapla tanışmadığıma sevinçliyim kendi açımdan. İlk okuduğum Piç kitabından sonra en azından kalemine alıştığımı düşünüyorum. Kitap konu olarak pek alışık olmadığımız bir türden yazılmış. Ama yazılış biçimi olarak kesinlikle mükemmel diyebilirim. Kitabın içine dalarken bazı yerlerinde Oğuz Atay kokusu almak çok mümkün. Bu durum benim gibi bir Oğuz Atay âşığını da kendine çekmeyi başarır tabiki. :) Kitabın içinde altını çizmek isteyeceğim o kadar çok yer oldu ki bir süre sonra kitaba zarar vereceğim korkusuyla bunu yapmaktan vazgeçtim. Kinyas ve Kayra sevgili yazarımızın ilk romanı olmasına karşın kesinlikle okunmayı sonuna kadar hak ediyor. Sanırım azcık spoiler vermekte sakınca yoktur.:) Kinyas ve kayra; birbirinden hem çok ayrı hem çok benzer iki karakter. Dışarıya karşı olan davranışlarında benzerlikler gösterirken kendi iç dünyalarında bir çok farklılıklar mevcut. Zaten biz okurları da ilgilendiren, karakterlerin iç dünyaları. Olayların vahşiliği Hakan Günday kalemiyle buluşunca çok daha çekici geliyor ve bu okunmasını daha zevkli yapıyor bence. Kitabın kısa bölümlere ayrılmış olması, iki karakterin de gözünden kısa kısa anlatılmış olması sıkıcılığı aklınıza bile getirmeyecektir. 3 bölümden oluşan kitabın son bölümünde şaşıracağınız ve beklemeyeceğiniz olaylar gerçekleşecek. Güzel bir alıntı ile sonlandıralım incelememizi: - " İçi ne kadar doldurulursa doldurulsun, yine de hafiftir hayat. Çünkü altı deliktir. Delikse ölümdür! Bütün kazançlar bu delikten kayıp gider."
Edebiyat & Roman
Kinyas ve KayraHakan Günday · Doğan Kitap · 202535,3bin okunma
Bir ruhun kaç sahibi olur?
Puan vermedi·126 syf.··
2022 63. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2022 16:59
Jack London. Mükemmel bir kalem olduğunu okurlarının hiç biri inkar edemez. Kesinlikle çok başarılı eserleri var. Mükemmellikte başı çeken eseri kuşkusuz Martin Eden Vahşetin Çağrısı'nda Beyaz Diş ile benzerlikler bir hayli fazla diyebiliriz. Biri kurttan türemiş bir köpeğin, diğeri normal bir köpeğin güzelden kötüye sonra kötüden güzele doğru giden hayatlarını konu almıştır. İnsanlığın hayvanalara ve doğaya ne kadar ihtiyaç duydukları ilkel zamanları hepimiz biliyoruz. Günümüzde de durum çok farklı değil aslında. Yalnız ihtiyaç duyarken nasıl kullanmamız gerektiği, nasıl davranmamız gerektiği konusunda yeterli bilgiye sahip değilsek felaketimiz olabileceklerini çok açık bir şekilde gösteriyor bize sevgili Jack London Bundan sonraki kısımda spoiler verebilirim. Buck'ın benimsemek zorunda bırakıldığı dişe diş sopaya sopa kanunu sayesinde kendi potansiyelinin üstüne koyarak büyümesi, ona bitmek tükenmek bilmeyen bir güç kazandırıyor. Bu sayede hayatta kalmayı başarmaktan çok hayatları sonlandırmak konusunda edindiği tecrübeleri gün geçtikçe çoğalıyor. Bir çok kere sahibi değişmiş olmak, bir yerde kalıcı olamama korkusunu beraberinde getiriyor. Alışkın olduğu krallığından kopartılarak zorlu kızak köpekliği macerasına ve henüz yoldayken uğradığı zorluklar ve dayakların yol açtığı yaralar ile birlikte sonu merak uyandıran bir serüvenin içine atılıyor. Para verenin değil, sevgi verenin gerçek sahip kabul edildiği bu kitapta; vahetin iç yüzüne yakından tanıklık ediyoruz. Okumanızı tavsiye ederim kesinlikle. Herkese iyi okumalar...
Duygu ve Düşünce
Vahşetin ÇağrısıJack London · Olympia Yayınları · 202043,2bin okunma
Hepimiz birer Norayız aslında.
10/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2022 40. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2022 15:36
Matt Haig ile ilk tanışmamın böyle muazzam bir kitapla olmasından dolayı duyduğum sevinci sizlerle paylaşmak istedim. Hayatımızda, verdiğimiz veya vermediğimiz en ufak bir kararın, geleceklerimizi ne kadar büyük ölçüde değiştirebildiğini bu kitabı okumadan önce asla hayal edemezdim. Küçük nedenlerin büyük sonuçları olabiliyormuş ve bu kitap, bize bunu iliklerimize kadar anlatmayı başarmış. Yazarın ustaca gerçekleştirilmiş kurgusu ve anlatımıyla bir solukta okunabilecek bir eser. Biraz da kitabın içindeki olaylardan ve kişilerden bahsetmem gerekiyor sanırım. (Kitabı henüz okumadıysanız spoiler içeriyor olabilir.) Nora seed! Hayatında herşeyi eksik yaptığını, geçmişte verdiği yanlış kararların, bu gününü nasıl etkilediğinden habersiz bir biçimde mevcut yaşamını sonlandırmayı inceden düşünmeye başladığı sırada, çok sevdiği kedisinin ölümü sonrası bu düşüncesini ciddi boyuta taşıyarak bir girişimde bulunuyor. Ne olduğunu anlamadan kendini Gece Yarısı Kütüphanesi'nde buluyor. Okul yıllarında tanıştığı bir kütüphaneci olana bayan Elm'i karşısında gördüğünde şaşırıp kalıyor. Kök yaşamından sıyrılıp farklı hayatlar, farklı yaşıntılar ve belki de farklı pişmanlıklarla dolu yeni bir serüvene başlıyor. Geçmişinde vermediği bazı kararların geleceğinde ne gibi etkiler yarattığını net bir şekilde gören Nora, hayatlar arasında gidiş gelişlerin hiç birinde istediği yaşamı bulamaz, kendini hiç bir şekilde mutlu hissedemez. Bayan Elm ile yaptığı konuşmaların oldukça etkileyici ve bence kitabın püf noktası olması, akıcılığa ara verip düşünmemizi sağlıyor. Kitabın sonunu da oldukça başarılı buldum. Siz de okuyun eminim siz de beğeneceksinizdir. Bayan Elm'in Nora'ya söylediği sözler ile sonlandırmak en doğrusu olacaktır; "Yalnızca algılayabildiğimiz kadarını biliriz. Deneyimlediğimiz her
Hayat ve İnsan
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,1bin okunma