Önyargılarla dolu inançlarımıza bağlı kalmak noktasında çok inatçıyız ve üstelik ne kadar saçma olsa da aldığımız her kararı kendimize makul hale getirecek rasyonel sebepler üretmek noktasında da çok yetenekliyiz. işte böyle bir yanlılık ve inatçılığın üzerine başarıya dair her yerde sürekli karşımıza çıkan benzer hikayeler de eklenince, hayata ve başarıya ilişkin oluşturduğumuz inancın ne kadar da zehirli olduğu anlaşılabilir diye umuyorum. üstelik bu zehrin etkilerinden bizi kurtarabilecek herhangi bir panzehir de etrafta pek bulunmuyor.
Kedi, ona yönelip bir vereceğim, okşamam olmayınca bana bigâne idi, başını çevirip de bakmadı. Defalarca okşamıştım halbuki onu ama şimdi benim okşanmaya ihtiyacım varken, patisine muhtaçken o, lüzumsuz bir şeyle uğraşıp beni görmezden geliyordu.