Fatih şıvkın

Yaradancılık veya Batı dillerindeki karşılığı ile deizm, adının da gösterdiği üzere Tann’nın yaratıcı olma özelliğine ağırlık verir. Bu görüşe göre dünyadan ayn, yani aşkın bir Tann vardır ve O, dün­ yayı veya evreni zaman İçinde, bilgisine ve iradesine uygun ola­ rak yaratmıştır. Yalnız bu yaratımdan sonra artık dünyada olup bi­ ten şeylere müdahale etmemiştir veya çok nadir olarak müdahale etme ihtiyacı duymuştur.Bu kuramın temelinde XVII. yüzyılda doğa bilimlerinin mu­ azzam gelişme olgusu yatar. Bu yüzyılda Galile, Kepler, Harvey, Newton gibi büyük doğa bilginleri sayesinde doğa bilimlerinin gösterdiği büyük gelişme, genel olarak bilim adamlarını ve filo­ zofları, evreni bir defa meydana getirildikten sonra kendi kendi­ ne yeterli bir makine, örneğin tıkır tıkır işleyen bir saate benze­ yen bir şey olarak görmeye ve onda meydana gelen her olayın, daha önce gelen olaylar tarafından tamamen mekanik ve tatmin edici bir biçimde açıklanabilir olduğu görüşüne götürmüştür. Ancak böyle bir doğa tasarımı, Tann kavramını dışan atmayı gerektirmiyordu. Tersine bir makine veya eser ne kadar mükem­ melse, onun yaratıcısı veya yapıcısının da o kadar mükemmel bir varlık olduğu sonucuna geçmek hem mümkün, hem de gerekliy­ di. İşte Tann bu makineyi yapan bir mühendis, bu saati yaratan bir saatçi idi. O bu saati en iyi ilkelere göre yapmış ve harekete geçirmiş, ondan sonra artık onun işleyişine müdahale etmek ih­ tiyacını duymamıştı. Bu kuram, başta ünlü bilim adamı Newton olmak üzere XVII. ve XVIII. yüzyılın birçok bilgin ve filozofu tarafından sa­ vunulmuştur. Bu kuramda, görüldüğü üzere, mucizeye yer olma­ dığı gibi, Tann ile insan arasmda varlığı ileri sürülen sıkı ve de­ vamlı ilişkiye de yer yoktur, öte yandan yine bu kuram Tann’yı insanların hayadan ile ilgilendirtmediği için,
Din
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Tann’nm varlığım kabul edenlerin görüşleri birkaç başlık altında toplanabilir. Bunlardan biri gerek Batı Yahudi-Hristiyan, gerekse Doğu Müslüman geleneğine uygun düşen veya bu gelenek içinde kendisine en fazla rastlanan ve tanncılık (teizm) diye adlandırılan görüştür. Tanncılık veya teizm, bir tann veya tanrılar olduğunu, onun veya onlann insan! varlıklarla herhangi bir şekilde doğru­dan veya kişisel ilişkiler içinde bulunduğunu ileri sürer. Daha önce işaret ettiğimiz gibi bu görüş tektanna veya eski Yunan putataparkğında (pagamsme) olduğu gibi çoktanncı olabilir, öte yandan bu görüşe göre Tann’nın veya tanrıların bazı nitelikle­ ri vardır: örneğin tanrılar bilgili, güçlü, irade sahibi varlıklardır. Yahudi-Hristiyan-Müslüman tektanncı gelenekte bunlara başka bazı nitelikler eklenir: Bu gelenekte Tann’nın temel nite­ likleri olarak şunlar kabul edilir: Teklik, biriciklik (Ancak tek bir Tann vardır: La ilahe illallah), herşeye gücü yetme (kadir-i mut­ laklık: Tann herşeye kadirdir), herşeyi bilme (alim-i mutlaklık: Tann herşeyi bilir), ahlakî mükemmellik (Tann esirgeyen ve ba­ ğışlayandır; iyilik severdir, adildir: Esmai Hüsna; doksan dokuz güzel isim veya sıfat), zorunlu varlığa sahip olma (Tann vacib ül- vücud’ dur), yaratıcılık (Tann dünyayı yoktan varlığa getirmiştir, “Ol” demiş ve ‘evren varlığa gelmiştir’ ), kişisellik (Tann soyut bir güç, evrende iş gören aktif kuvvederin toplamı değildir; ondan ayn, onun dışında, ona aşkın, aklı, zekası, iradesi vb. olan bir ki­ şidir, bir bireydir (persoti)). Ancak bu gelenekte bu tür bir doğaya sahip olan bir varlıkla, evrende varlığı görülen ‘kötülük’ ve ‘acı’ arasındaki ilişkiler ciddi bir sorun olarak ortaya çıkar. Bu soruna aşağıda özel bir alt bö­ lümde ayrıntılı olarak temas edeceğiz.
Din

Fatih şıvkın

, bir kitap okudu
7/10
·381 syf.·
77 günde okudu
·
2022 3. kitabı
İlhan Arsel
8.6/10 · 180 okunma
Kafka’yı okuyamazsa… bitiktir işi. Bir silgi gibi tükendim ben. Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım: mürekkeple yazmışlar oysa. Ben, kurşunkalem silgisiydim. Azaldığımla kaldım
Hayat