Herkesin bir sarılmalık hakkı olsaydı. Ya da bir kere öpmelik. Dokunmak. Koklamak. Doya doya yüzüne bakmak. Hepsi için tek hakkı. Nasıl anlatılabilirdi bu? İkincisi olmayacağını bile bile sarılmak. Koklamak. Öpmek. Yarının olmayacağını bile bile bu günü yaşamak diyebilir miyiz buna? İşte böyle yaşıyorum
seni içimde. Her günü son günmüş. Bir hakkım varmış gibi. Öyle dokunuyorum hayaline. Öyle istiyorum seni. Aramızda ki uzaklığa inat. Öyle hissediyorum. Sıcaklığını. Dokunuşunu. Kokunu. Bir hakkım varmış gibi. Bugün var. Yarın yokmuş gibi..
Ümit ÜSKÜDAR
Sen kocaman çöllerde bir kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin.
"Dünya kültür ve medeniyetinin Yunan cağrafyasından yayıldığı, o tarihten önce kültür ve medeniyetin bulunmadığı" söylemini herkes duymuştur. Kitap Batı'nın insanlık medeniyetine katkısını inkar değil, ancak 'bütün kültürlerin yegane kaynağı Grekler ve Romalılar, Yahudi-Hıristiyan ve Rönesans geleneğidir' şeklindeki "klasik ön yargı"ya karşı savaş açmaktır.
Bugün dünya tarihinde dönüm noktası olan yazı, ateş, tekerlek gibi bir çok keşfin Yunan coğrafyasından çıkmadığını göz önüne alırsak, yazarın görüşüne hak vermemek elde değil.
... Bu insanlar yeni bilgiyi ellerinde tutan kişiler, tarımın reçetesini öğrenmişler, beraberlerinde tohumlar getiriyorlar... Ama doğrudan doğruya Ortadoğu'dan gelip zorla buraya yerleştiklerini hayal etmeyin sakın. Bu kültürün ana yerden çıkıp gelişerek Batı Avrupa'ya gelmesi üç bin yılı buluyor.
Evrende yolculuk etmeyi, başka gezegenlere yerleşmeyi, başka bedenlere dönüşmeyi, dilediğimiz kadar uzun yaşamayı, birbirimizin zihinlerini okumayı, rüyalarını görmeyi, hepsini bu keşfe borçluyduk.