Winston birazdan bir günce tutmaya başlayacaktı. Günce tutmak yasadışı değildi ama fark edilecek olursa Winston'ın ölüm cezasına çarptırılacağı ya da en az yirmi beş yıl zorunlu çalışma kampına gönderileceği kesin sayılırdı.
Genel itibarı ile her yerde hemen hemen aynı açıklamaları bulunan şaheser. Romanın vermeye çalıştığı mesaj ve okuyucunun çıkarımları denk olduğu için yerinde bir amacı vardır. Siyasi olayları çok sevmediğim için roman gözüyle okudum ne kadar zor olsa da. Ama iki türlü de keyif aldım diyebilirim.
7 değişmez kuralın olduğu yeni bir yapıda domuzların(!) bir süre sonra hırs yapmaları ve iktidar olmalarının getirdiği şatafatlı hayata karşı koyamamaları ile oluşturdukları düzenin nasıl çöktüğü mükemmel bir şekilde yansıtılmış. Squealer'ın bir bölümde elinde boya ile emirlerden birini değiştirmesini okuduğumda baya baya gülmüştüm.
Kısacası çıkarımlar yaparak ve bir şeyler öğrenerek boşa okumayacağınız bir kitap kendisi.
Olay örgüsü köy ortamında geçse de genel bir köy yaşantısı romanı diyip geçemem. Köyün erkekleri zorunlu bir şekilde yaşadığı şehirlerden ayrılarak savaşmak için alıkonuyor. Bu duruma baş kaldıran İsmail karakterini başlangıçta yadırgamasam dahi olaylar geliştikçe tanınmaz bir hale geliyor ve kendimi bu karakteri eleştirirken buldum.
Fazla fedakarlığın fazla vefasızlık getirdiğine bu romanda da şahit oldum.
Son olarak bir karakter olsan da sen mükemmel bir kadınsın Seyde.