Bir yabancının hikayesi Kuyucaklı Yusuf. Ailesi eşkıyalar tarafından öldürüldükten sonra evlatlık alınan bir Kuyucaklının hayata devam edişi. Her şey Muazzez'e iğrenç gözlerle bakan "zengin çocuğu Şakir'e" yumruk(?) atmasıyla başladı ve o günden sonra da hayatları çok kötü devam etti.
Şakir ve babası Hilmi Bey Edremit'in asilzadeleri arasında . Şakir anlaşılan bu yaşına kadar her istediğini "parası" sayesinde elde eden ve her istediği kızı kucağına tek bir kelimesi ile alan bir adamdı. Kısacası dünya onun etrafında dönen ve her istediğini alabileceğini sanan, bencil, kinci ve ahlaksız bir veletdi. Şama maka baya bir kinci, adam yediği yumruğun acısını çıkarttı. Nasıl mı? Salâhattin Bey'i borçlandırarak(?), Muazzez'i erkeklere oyuncak ederek-aslında burada Muazzez'in annesi Şahinde'nin payı da var- ha birde bunun Yusuf'la ilgisi yok ama Yusuf'un arkadaşı Ali'yi öld*rerek.
Şakir , Ali'yi vurdu. Neden mi? Çünkü Muazzez ile evleneceği için. Şenliğin ortasında vurdu, herkes gördü lakin adalet zenginden yana. Tabii ki de hapse atılmadı, yanlış hatırlamıyorsam bir yerde tutuldu ona da tutulmak denirse. Adam akşamları dışarı çıkıyodu, rütbeli kişilerle kahve içiyodu. Hemen bu çıkarımımı kitaptan bir alıntı ile destekleyeyim:
"Yeni kaymakam ile de arayı hemen doğrultmuşlar... Doğrultmasalar bile, paraları var efendim, paraya karşı kimin gücü yeter ki!.."
Kitapta aslında adalet kavramını zenginlerin yönettiğini; kaymakamların, candarmaların onlara işlemediğini, işlemeye çalışma gösterisi yapsalar bile bu gösterinin derhal sona erdirildiğini görüyoruz. Yani "para" güçtür.
Zenginler her ne yaparsa yapılsın uygun görüldüğünü, her ne yanlış yaparlarsa yapsınlar "tamam" olduklarını görüyoruz. Bunu da bir alıntı ile göstereyim.
"Parası olanın ırzı da tamam, namusu da!" Bunu sevgili