Yazarlar sıradan sandığımız insanları evirip çevirirler, başka bir gözle bakarak onlardan yeni insanlar yaratırlar. Bu yeni gözle biçimlenmiş insanlar, artık bizim için sıradan değillerdir, birer kahramandırlar. Gerçek hayatta da gizli bir elin onları alıp yeniden biçimlemesini isteriz. Bir el, deriz, bizi de biçimlese, biz de kendi hayatımızın kahramanı olsak. O el kendi elimizdir oysa.
•••
“Bir kitap, her şeyi alt üst etmelidir, her şeyi sorgulama konusu etmelidir. Tüm bilincimi tekrarlayan, sunan ve beni tatmin etmenin bir nesnesi olan bir kitap: basit ruhların melodisidir. “
••
Nesi vardı bu insanların böyle? Aldıkları eğitimlere ne olmuştu? Kendisinin elinden geçen kitaplara onlar da erişebilirdi. Nasıl olur da okuduklarından hiçbir şey kazanmazlardı?
Bazı kişilerin dikkat etmeden içine gömüldükleri bir tür konumlanışı belirten bir laf bu. Başımıza gelen şeyi sanki bize dayatıyorlarmış gibi ve biz de istemeden buna maruz kalıyormuşuz gibi yaşamaktan ibarettir.
Sen elbette bilincinde değilsin, ama 'şanssızım', 'istediğim gibi olmuyor', 'ben şunu tercih ederdim' gibi ifadeler kullandığında, kendini genellikle kurban konumuna koyarsın. Gündelik yaşamını bana tarif ettiğinde, bir olay senin istediğin gibi gelişmediğinde, 'ne kötü!' ya da 'yazık!' deme eğilimindesin, ama bunu bir durumu serinkanlılıkla kabul eden birinin bilgeliğiyle söylemiyorsun.
Hayır, bunu üzgün bir tonda ifade ediyorsun. Boyun eğercesine bir kabul bu. Üstelik bunun senin tercihin olmadığını da kimi zaman hatırlıyorsun. Hem... Zaman zaman şikâyet etme eğilimin de var.
Bütün bu işaretler kurban rolünden hoşlandığını gösteriyor...