“Toplum dedikleri bireyden ibaret değil midir?" fikrini sürdürdüm. Böylelikle toplum denen şeyin bireyden öte olmadığını düşünmeye başlayıp eskiden olduğundan biraz daha rahat bir şekilde kendi irademle hareket edebilmeye başladım.
Buna nasıl tahammül ediyorlar? Her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl atlatıyorlar?
Şimdi, onca yıldan sonra, kestane hendeğindeki o sıcak akşamlar, hayatta bir ada, bir masal gibi, yitirilmiş bir gençlik gibi şahane ve dokunaklı gözlerle bakıyor bana. Bakışları öyle derin ve mutlu ki, tatlı, sıcak fısıltıları öyle baştan çıkarıcı ki, cennet efsanesi gibi, Avalon’un kayıp özlem şarkısı gibi harikulade bir hüzün veriyor insana.
O kestane ağaçlarını düşünmek istiyorum biraz, yıllardan sonra bir kez daha, o günlerdeki şiir defterimi, her bir şeyi düşünmek istiyorum, çünkü bir daha geri gelmeyecekler.
Ağaçlar