Bilgisever

Bilgisever
@Caglaozgur
Bilgi gibi ol...
Bilmediğini bilecek kadar
Dünya
6 Nisan
151 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Ahlakın Rolü
Kendinle barışık olarak (daha ziyade korkularının ve içgüdülerinin esiri olmak) ötekiyle özgürce yaşamayı sana sağlayan ahlaktır. Ahlak, sana kişisel olarak ifşa edilmiş olan, evrensel veya her durumda evrenselleştirilebilen bu gerekliliktir. Kadını veya erkeği iyi yaparak insanlığın kendini oluşturmasına yardım ediyoruz. Bu gereklidir: Senin insanlığa ihtiyacın olduğu gibi, insanlığın da sana ihtiyacı var.
Felsefe
Reklam
Güçlü Bağlar Üzerine
"Şöyle bir düşündüğünüzde, ne kadar doğru olduğunu görebilirsiniz Ceeste. İşlerin başında hep aşk vardır. Sonra ise hayat gailesi galip gelir, geriye sadece bir çeşit düzen kalır. Yine de her daim sürdürmeyi başaranlar da vardır, beraber kalabilmekten daha güçlü bir gereklilik olan birbirini anlama­ yı çözebilmiş insanlar. Ve bu insanlar Ceeste, ne olursa olsun yıkılamaz bir bağ ile birbirlerine bağlıdır, sakın unutmayın."
Yaşayabilmek; işte memleket dediğin şey budur.
Sayfa 75·Kitabı okudu
Anormalin Yaratılışı
Sosyoloji bazen, hepimizin bir grubun bakış açısından konuştuğumuzu söyler. Damgalı kişinin özel durumu ise şudur: Toplum ona büyük grubun bir üyesi olduğunu söyler. Bu da onun normal bir insan olduğu anlamına gelir ama aynı zamanda toplum, damgalı bireye onun bazı açılardan “farklı” olduğunu ve bu farklılığım reddetmesinin boşuna olacağını da söyler. Bu farklılık şüphesiz yine aynı toplumdan kaynaklanır; çünkü normal koşullarda bir fark, eğer daha öncesinde müşterek surette kavramsallaştırılmamışsa bir mesele hâline gelmez. (...) Dolayısıyla damgalı kişiye, bir yandan herkes gibi biri olduğu söylenirken diğer yandan da “mış, miş” gibi yapmasının ya da “kendi” grubuna ihanet etmesinin pek akıllıca olmayacağı söylenir. Kısacası ona, hem herkes gibi olduğu hem de herkes gibi olmadığı söylenir. (...) Bu çelişki ve maskaralık, damgalı kişinin kaderidir.
Sosyoloji
İhtimaller ya da Benliğin Parçalanışı
Eğer olabilir, zorunluluğu alt ederse ve böylece ben, olabilirin içine onu zorunlulukla ilintilendiren hiçbir bağlantı olma­ dan atılır ve kaybolursa, olabilirin umutsuzluğuna sahip olunur. Böylece ben, olabilirin içinde bir soyutluk haline gelir, yer değiştirmeyi başaramadan çırpınarak tükenir, çünkü onun gerçek yeri, zorunluluktur: Aslında kendi haline gelmek, olduğu yerde kalan bir devinimdir. Olmak bir başlangıçtır; ama kendi olmak, olduğu yerde kalan bir devinimdir. Olabilirin alanı bu şekilde ben’in gözünde gitgide genişler, ben bu alanın içinde her zaman daha fazla olasılık bulur, çünkü burada hiçbir gerçek oluşamaz. Sonunda, olabilir her şeyi kapsar; ama bu şekilde uçurum ben’i yutmuştur. En küçük olabilir, gerçekleşmek için belirli bir zaman isteyecektir. Gerçek için gereken bu zaman, sonunda, her şey anların tozları halinde ufalanacak şekilde küçülür. Olabilirlikler gitgide daha yoğun hale gelirler; ama bu olabilirlikler, aslında yoğunluk yalnızca olabilirin gerçeğe dönüştüğü yerde bulunduğu için gerçek haline gelemezler. Bir an bir olabilir ortaya çıkar çıkmaz hemen diğer bir olabilirlik ortaya çıkar, sonuç olarak tüm bu görüntüler o kadar hızlı geçerler ki her şey bize mümkün görünür ve böylece, ben’in yalnızca bir serap olduğu en uç ana ulaşırız.
Felsefe
Reklam