Eğer olabilir, zorunluluğu alt ederse ve böylece ben, olabilirin içine onu zorunlulukla ilintilendiren hiçbir bağlantı olma dan atılır ve kaybolursa, olabilirin umutsuzluğuna sahip olunur. Böylece ben, olabilirin içinde bir soyutluk haline gelir, yer değiştirmeyi başaramadan çırpınarak tükenir, çünkü onun gerçek yeri, zorunluluktur: Aslında kendi haline gelmek, olduğu yerde kalan bir devinimdir. Olmak bir başlangıçtır; ama kendi olmak, olduğu yerde kalan bir devinimdir. Olabilirin alanı bu şekilde ben’in gözünde gitgide genişler, ben bu alanın içinde her zaman daha fazla olasılık bulur, çünkü burada hiçbir gerçek oluşamaz. Sonunda, olabilir her şeyi kapsar; ama bu şekilde uçurum ben’i yutmuştur. En küçük olabilir, gerçekleşmek için belirli bir zaman isteyecektir. Gerçek için gereken bu zaman, sonunda, her şey anların tozları halinde ufalanacak şekilde küçülür. Olabilirlikler gitgide daha yoğun hale gelirler; ama bu olabilirlikler, aslında yoğunluk yalnızca olabilirin gerçeğe dönüştüğü yerde bulunduğu için gerçek haline gelemezler. Bir an bir olabilir ortaya çıkar çıkmaz hemen diğer bir olabilirlik ortaya çıkar, sonuç olarak tüm bu görüntüler o kadar hızlı geçerler ki her şey bize mümkün görünür ve böylece, ben’in yalnızca bir serap olduğu en uç ana ulaşırız.