Liman sessizdi o akşam.
Ne bir halat sesi yankılandı,
ne de bir gemi burnunu uzattı bu bekleyişe.
Kıyıda yalnız bir adam vardı;
bir rıhtım gibi suskun,
bir deniz feneri kadar yorgun.
Güneş ağır ağır çekiliyordu.
Ama bu batış bir son değil,
henüz yaşanamamış bir ihtimalin ağıtlı suskunluğuydu.
Bak, güneş bir daha doğmak üzere çekilirken,
biz hâlâ aynı gecede mahsuruz.
Bazı gün batımları vedadır.
Hiç doğamamış kalplere yazılır.
Sen hiç gelmedin.
Ben hep bekledim.
Ve biz…
Bir gün batımında en çok
birbirimize geç kaldık.