“POYRAZ BİR HİKÂYE” Kitabımın ilk bölümleri hikâyeler kısmında.Okuyup yıldızlayarak destek verebilir,yorum ve eleştirilerinizle yol gösterici olabilirsiniz.Vakit ayıran herkese teşekkürler.
#272384665Cahit ZarifoğluOğuz AtayFyodor Dostoyevski
Faili malum cinayetlerle dolu sokaklar.
Olay mahalleri anılarla doludur.
Oturulan banklar,çarpışılan o köşe başları.
Alınan ilk sinema biletleri.
Öptüğü seni ilk o sokakta.
Bir parke taşına sığan cennetin aldanışı “Seni seviyorum” ile başlar.
“İyi ki varsın“ diyen dillerde ahlar var.
Giyotin sehpasına bağlı umutlar
Darağacında asılıdır beyaz güller.
Soldurmaya niyetli sevdalı sözler.
Azap ateşinde yanan gönüller.
Çoktandır hevesli toprağa.
……
Yakup KAZDAL
Çevresini tanımlamakla meşguldü. Havada asılı duran türlü kokuların içinden, en cezbedici olanı ayıklamaya çalışıyordu. Her yeni koku, bir öncekinden daha çekiciydi; yönünü değiştiriyor, burnunun peşinden gidiyordu. Rüzgârın kıvrıldığı yerde kısa süreli bir kararsızlık, sonra yeniden yön tayini… Her seferinde daha parlak, daha davetkar bir şeyin izi vardı havada.
Bir an, üstüne doğru gelen devasa gölgenin tehdidini sezdi. Refleksle sıyrıldı oradan. Tehlikeyi geride bıraktığını sanmıştı ki, karşısında maviye çalan bir ışık belirdi. Tuhaf bir cazibesi vardı bu ışığın. Ne sıcak ne soğuk; ama büyüleyici. Kendini ona doğru çekilmiş buldu. Son birkaç hamle… Derken ışığın kalbine daldığı anda bir ses…
Tıs! …
Boşluğa düşer gibi oldu. Bedeni yere çarptığında hâlâ hareket edebileceğine inanıyordu belki de. Ama artık hiçbir kokuya ulaşamayacaktı. Hiçbir ışığa.
Ne göreni oldu ne de ardından üzüleni. Bir iz olarak kaldı sadece. Görünmez bir canlının, görünmez bir ölüm anıydı bu. Ve az önce onu kovalayan el, şimdi klavyede kimlik numarasını girmekle meşguldü…
Yakup KAZDAL
Poyraz öylece baka kaldı…
Bir dilek hakkı olsaydı kadının zihnine girmesine izin verirdi.
Birkaç saniyeliğine…
Sadece birkaç nefeslik zaman için.
Kendini anlatmak değil, sadece kendini gösterebilmek için.
Anlatamadığı ne varsa oradaydı çünkü.
Kelimelere hiç sığmamış o kırık sızılar.
Her gece aynı rüyada bir daha ölen umutlar.
Yıllar içinde kuruyan ama hâlâ damarlarında gezinen o özlem…
Hepsi, zihninin kuytularında, usulca nefes alıp veriyordu.
Kadın, bir anlığına okuyabilseydi keşke zihnini.
Bir anlığına gözlerinin arkasında dursa.
Kalbinden geçenleri değil, hiç geçmeyenleri hissedebilseydi…
Anlardı…
Onca şiiri neden yazdığını.
Sustuklarının çığlıklarını.
Ve neden hâlâ orada, gözlerinin önünde öylece durduğunu.
Ama bunun mümkün olmadığını biliyordu…
Yine de içindeki faili malum çocuğun umuduna tutunmuştu.
İnsanın en büyük yanılgısıydı belki de;
bir gün birinin, hiçbir şey sormadan her şeyi anlayabileceğine inanmak…
Yakup KAZDAL
Hangi kitabın satırlarındasın ki okumakla karşıma çıkmıyorsun ?
Kitaplığımdaki eksik olan kitap mısın yoksa ?
Belki de bir cümlede bekliyorsun hâlâ,sahifesi hiç açılmamış bir duygunun kenarında.
Yakup KAZDAL