Hayvan Çiftliği kitabında bir sahne vardı. Başta masum gözüken yüzler kitabın sonunda bir bir başta eleştirdikleri şeye dönüşüyordu. Şu an bu sahneyi daha iyi anlıyorum.
Gökyüzü öyle yıldızlı, öyle berraktı ki, onu gören kendine sormadan edemezdi: Nasıl oluyor da böyle bir göğün altında türlü türlü suratsız, kaprisli insan yaşayabiliyor?