Annem demir yumrukla zorla okutmaya çalıştığında karşı koyduğum romantik edebiyata gömülmüş, onun sayesinde dünyayı harekete geçiren gücün mutlu değil mutsuz aşklar olduğunun bilincine varmıştım.
Bu oda karanlık diyordum. “Bu oda yalnız bugün değil her zaman böyle karanlık. Burada kitaplarımla ben yaşarız.. Ve bize aydınlık getirecek kimsemiz yok. Ben burada yalnızlığı bardak bardak içiyorum. Ve ihtiyar kanepelerle konuşmak istediğim zaman, onlar artık bana anlatacak bir şey bulamıyorlar. Sen bu odaya hiç görülmemiş bir şey gibi geldin. Bu sarı duvarlar, bu yıllanmış eşya seni bir daha unutamazlar. Bana her gün senden bahsedeceklerdir. Onlar da benimle beraber her gün seni arayacaklar, buraya her gelişimde sorucu gözlerle bana bakarak: Nerede o? diyeceklerdir. Tahmin ediyorum ki senin bulunduğun yerler buradan daha aydınlık olsun.
Buraya gelmek, başını göğsüme koymak, ellerini böyle yumuk yumuk avucuma vermek istediğin anlar olacaktır. O zaman hiç düşünmeden gel. Beni kitaplarımın temiz arkadaşlığından ayıracağından korkma.
Ve bu eve girerken içinden hiçbir tereddüt geçmesin.