Üç damla kan, intihar, cinayet, cinayet ve intihar, intihar, intihar, intihar, üç damla kan…
Üç Damla Kan okuduğum dördüncü Sadık Hidayet kitabı oldu. Okuduğum diğer kitaplarına inceleme yapmamıştım. Şimdi birkaç cümleyle onlar hakkında da bilgi vermek istiyorum. Kör Baykuş’ta ölüm düşüncesini zaman ve olayların birbirine karıştığı bir anlatımla, Diri Gömülen adlı hikâye kitabında ölüm saplantısını ve hayata dair düşüncelerini karamsar bir üslupla ve Aylak Köpek adlı hikâye kitabında ise İkinci Dünya Savaşı ile yaşam ve dünya görüşünün olumsuz havaya bürünmesini, inziva ve intiharın kurtuluş yolu olarak benimsenmesini dile getiriyor. Sadece bu cümlelere bakarak da Üç Damla Kan kitabında da benzer düşünceler bulunduğunu anlayabilirsiniz.
Kitaptaki hikâyelerin temalarını sırasıyla en iyi özetleyecek cümle: Üç damla kan, intihar, cinayet, cinayet ve intihar, intihar, intihar, intihar, üç damla kan.
Sadık Hidayet Üç Damla Kan’da gerici ve yoz geleneklerin insanlarda -özellikle kadınlarda ve çocuklarda- meydana getirdiği yıkımları, dokuz on yaşındaki kız çocuklarını yetmişlik dedelerle para ve itibar için evlendiren ya da kuma veren ailelerin saçmalıklarını, kadını mal olarak gören, değer vermeyen, önemsemeyen, kullanan zihniyetleri, sürekli arayış içinde olan insanların acizliğini, boşlukta çırpınan insanları, fakirliği, batıl inançları, şiddeti ve tutkuyu irdeleyip dönemin İran hayatı hakkındaki yansımalarını konu olarak almış. Sırf kadınlar hakkındaki tutumları görmek için okunabilecek bir kitap.
Sadık Hidayet, nüfuzlu bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. 19. yy sonlarında başlamış ve 20. yy boyunca kendini göstermeye devam etmiş bir dilsel kullanım olan bohemliğin; derbederliğini, günübirlik bir yaşam tarzını, sanata ve öğrenmeye verdiği önemi çoğu eserine