Dantes

Dantes
Okudukça insanlardan uzaklaşıyorum. Böylesi daha iyi... İçlerinde olduğum zaman hislerime yeniliyorum. "Herkes istediği kadar koşsun. Beni anlayacak insan, oturduğum yerde de beni bulur."
Bu iki ilişki hem şansa hem de kişiye bağlıdır. İlki (dostluk), az bulunduğu için can sıkıcıdır. İkincisi (kadınlarla ilişki) insan yaşlandıkça soluyor. Böylece her ikisi de benim yaşamımın gereksinimlerini yerine getirmedi. Benim için üçüncüsü yani kitaplarla ilişki bizim için daha güvenilir, daha çok bize ait. Kitaplar kendi üstünlüklerini birincilere bıraksa da bize daha kolay, sürekli hizmet ediyor. Bu ilişki tüm yaşamımda bana eşlik ediyor. Her zaman hazır. Yaşlılık günlerimi, yalnızlığımı o avutuyor. Beni can sıkıcı aylaklığın yükünden, can sıkıcı arkadaşlıklardan uzak tutuyor. Acı bize en çok egemen, en aşırı şey olmasa bile yine de acının keskinliğini alıyor. Kendimi sağlıksız düşüncelerden kurtarmak için yaptığım tek şey kitaplara başvurmak oluyor. Beni kara düşüncelerimden çeviriyor, benden alıp götürüyor. Daha gerçek, daha canlı, daha doğal çıkarlarımdan geri kalınca kitabı aradığım zaman bana karşı başkaldırmıyorlar. Her zaman aynı yüzle karşılıyorlar.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ey çevremdeki insanlar lütfen sizde öğrenin.
Şu öykü beni eğlendirmeye yeter. Yunan okullarından birinde benim gibi yüksek sesle konuşma alışkanlığında bir adam varmış. Bir tartışmayı yöneten hoca, alçak sesle konuşması için onu uyarmış. "Hangi ses tonuyla konuşmamı istiyorsa onu bana göndersin." yanıtını vermiş adam. "Kiminle konuşuyorsa, onun işitmesini ölçü alsın." demiş hoca Yerinde bir yanıt çünkü sesini duyurmak yeterlidir. "Sizi dinleyene göre konuşunuz."
Sayfa 41·Kitabı okudu
"Yazdıklarım benim jestlerim değil. Ben kendimi, kendi özümü yazıyorum. Bence insan kendini değerlendirirken sakınımlı olmalıdır. İster aşağıda ister yukarıda, kendine tanıklık ederken de bilinçli olmalıdır."
Sayfa 25 - 1.Cilt·Kitabı okudu
8/10
·64 syf.··
2026 19. kitabı
Amok Koşucusu, dışarıdan bakıldığında bir “olay” hikâyesi gibi başlar; ama çok hızlı şekilde bir insan ruhunun kontrolden çıkışına dönüşür. Zweig, büyük dramatik sahneler kurmadan, bir doktorun içindeki gurur kırıntıları, suçluluk, aşağılanmışlık ve takıntının nasıl tek bir yöne kilitlendiğini adım adım gösterir. Hikâyenin gücü, merakı sürekli canlı tutmasında yatar: Okur önce “Kadın affedecek mi?”, “Bu iş nereye varacak?” diye düşünür. Sonra beklenmedik ölüm gelir ve mesele artık bir sonuç değil, bir zorunluluk hâline dönüşür. Doktor için o noktadan sonra yaşamla verilen söz arasında bir seçim yoktur; söz, hayattan daha ağır basar. İşte “amok” tam burada başlar: Mantığın sustuğu, iradenin tek bir hedefe kilitlendiği o geri dönülmez koşu. Zweig’in asıl ustalığı, bu davranışı hem soylu hem de trajik gösterebilmesidir. Okur bir yandan “Bu, sarsıcı bir sadakat” derken, öte yandan bunun bir çöküşün kaçınılmaz sonucu olduğunu da hisseder. Doktor bu olayla çökmüş değildir; zaten çökmüş bir hayatın içinde, kendine son bir anlam ve yön bulmuştur. Finalin bilinçli biçimde soğuk ve mesafeli kurulması da bu yüzden anlamlıdır. Hikâye uzatılmaz, başka maceralara sapmaz; bütün ağırlık tek bir insanın iç felaketinde kalır. Geriye sadece dünyanın kayıtsız kaydı kalır: Bir gazete haberi kadar kısa, bir hayat kadar ağır. Amok Koşucusu, insanın bazen kurtuluşu iyileşmekte değil, yıkımına bir anlam bulmakta aradığını acımasız bir dürüstlükle gösteren, kısa ama etkisi uzun süren bir metin. Zweig’in “insan ruhunun karanlık odaları”na neden bu kadar iyi girdiğini kanıtlayan güçlü bir örnek.
Amok KoşucusuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021134,7bin okunma

Dantes

, bir kitap okudu
8/10
·64 syf.··
2026 19. kitabı
Stefan Zweig
7.6/10 · 134,7bin okunma